Profil Yayıncılık
İnceleme Araştırma Kitapları Dizisi
Bu ürünün size özel fiyatıdır,
Sepete ekleyin fırsatı kaçırmayın!

İnceleme Araştırma Kitapları Dizisi

Profil Yayıncılık
Bu ürünün size özel fiyatıdır,
Sepete ekleyin fırsatı kaçırmayın!
(Kargo Bedava)
(Kargo Bedava)
İlk yorumu sen yaz
Bu ürünle ilgili fikirlerini diğer kullanıcılarla paylaş.
DSACategoryId/60001501/2147483645/1501689/1502108
İnceleme Araştırma Kitapları Dizisi -

Küresel Tehlike - Siyonizm ve İsrail

Yaklaşık bir asırdan beri dünya gündeminin ilk sırası veya sıralarında yer alan Siyonizm, Yahudilik ve İsrail kelimeleri dünyanın en ücra köşesinde kendi halinde yaşayan insanlar tarafından bile ezberlenmiştir. Fakat özellikle 70 yıldan beri İsrail ve Yahudilik, dünyanın gizli veya açık, dolaylı veya dolaysız bir numaralı gündem maddesi olmuştur. Nerede bir savaş, kriz, sıkıntı vuku bulsa orada bir Yahudi parmağı olagelmiştir. Çünkü Yahudilik beynelmileldir ve beynelmilel plânda hedeflere sahiptir.

İşte Siyonizm, Yahudiliğin bu beynelmilel hedeflerini ifade eden bir ideolojinin adı olarak boy göstermiştir. Siyonizm, asırlar boyunca hâkimi olduğumuz Orta-Doğu''yu, daima birinci derecede ilgi sahası olarak görmüş ve bu yolda siyâsî, iktisadî, askerî ve kültürel olarak Türk Milleti aleyhine devamlı olarak fitne ve fesat kazanını kaynatarak devlet ve milletimizin zayıf düşmesinde ve imparatorluğumuzun çöküşünde önemli bir rol oynamıştır.

Günümüzde ise özellikle iktisâdi ve kültürel sahada devam eden siyonist oyunlar Millî Kültür ve iktisadîyatımıza zarar vermektedir. Dünya genelinde estirilen özgürlük, liberalleşme, küreselleşme rüzgârı ile temel değerlerimiz ağır yaralar almakta ve millî ekonomimize, özelleştirme adına büyük zararlar verilmektedir. Bu bakımdan siyonist ideoloji ile mücadeleye, milletin her kesimi her zeminde ve her seviyede hazır olmalıdır.

Hitler''in Son On Üç Günü

29 Nisan Pazartesi günü öğleden sonra, Hitler'in çok sevdiği köpeği Blondi'nin öldürülmesiyle işe başlanıyor. Onu zehirlenmek için civardaki bir hastanede görev yapan, Hitler'in eski operatörü Profesör Hasse çağrılıyor. Sığınakta bulunan diğer iki köpek de bakıcılar tarafından öldürülüyor. Bundan sonra sıra insanlara geliyor ve Hitler, özel sekreterleri Christian ve Junge'ye siyanür ampulleri veriyor. "Size veda ederken daha iyi bir hediye veremediğimden dolayı çok üzgünüm!" diyor ve onlara iltifat ederek"Ah!" diyor, "keşke generallerim de sizin kadar güvenime layık olabilselerdi !..."
Akşama doğru her iki sığınakta bulunanlar da Hitler'in özel sığınağının yemek salonu olarak kullanılan geniş koridorunda yemek yerlerken, bir S.S. muhafızı içeri giriyor. Orada bulunanlara, Führer'in kadınlara veda etmek istediğini, hiç kimsenin yaşamaması gerektiğini söylediğini ve önemli emirler verileceğini ilave ediyor. Son başlamıştır artırk....
Bütün yaşamı kalın bir sır perdesinin ardında gizli olan Adolf Hitler'in yaşamındaki son 13 günü daha da büyük gizemler barındırmaktadır. Rusların Berlin'i kuşatmasıyla birlikte karargah olarak kullandığı sığınağına giren Hitler, bu tarihten sonra tam 13 gün o sığınakta kalmış 13. günün sonunda yaşamı sona ermiştir. Elbette ardında yüzlerce sır ve cevapsız soru bırakarak !
Bu kitap, Adolf Hitler'

Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler

Emperyalizm’in, egemenliğini süper NATO, CFR, Trilateral ve Bilderberg gibi bir dizi gizli örgüt aracılığıyla sürdürdüğü bilgisi her ortaya çıktığında, bu sistemin görevlilerince “Komplo teorisi” itirazları ile karşılanır. Bunun en önemli nedeni, gizliliği koruma çabasıdır. Son derece dar bir kliğin, sınıf hakimiyetini sürdürmek için oluşturdukları mekanizmanın başarısı gizliliğindedir.
Bu giz sayesinde insanlığa karşı faaliyetlerini sürdürebilme olanağına kavuşmaktadırlar.
Gazeteci-Yazar Erol Bilbilik’in bu çalışması Türkiye’de ilk kez bu giz perdesini söz konusu örgütlerin kendi kaynaklarına dayanarak aralıyor.
Dünyayı yöneten gizli örgütleri oluşturan mafyalaşmış büyük sermayenin elebaşılarını konumlarıyla birlikte ortaya koyuyor.
Kitapta ayrıca CFR, Trilateral ve Bilderberg üyesi 3500 kadar kişinin ve Türk Bilderberg üyelerinin tam listesi yer almaktadır.
Bu kitap ABD’den sonra Türkiye’de yayınlanan ilk ve tek kitaptır.
Öncesi ve Sonrasıyla 9 Mart-12 Mart Süreci 1965'te genel seçimler olmuş, ondan önce de 1961'de her türlü özgürlükleri güvence altına alan yepyeni bir anayasa yapılmıştı. Daha sonra AP iktidarının başbakanı Süleyman Demirel, bu anayasanın bol geldiğini ve terziye gönderip sağını solunu kestirmek gerektiğini meydanlarda, kamuoyu önünde açıkça söylemiştir. 1960 ihtilâlinden sonra gelen hürriyet ortamında yetişmiş toplum katmanları bu anayasanın bu şekilde değerlendirilmesi ve fiilen de önünün kesilmesi çalışmalarını hiçbir biçimde onaylamıyordu. Bu da toplumsal muhalefetin her katmanda güçlenmesi ve derinleşmesine yol açtı. O özgürlük ortamından 1969'a geldik. 1968 öğrenci hareketleri başlamış. Bu hareketler hızla dünyaya yayılmış, Türkiye'de de etkili olmaya başlamıştı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç gayet net olarak, "Bu toplumsal olaylar ekonomik olayların çok ilerisine gitmiştir. Ekonomi bunun çok gerisinde kaldı" dedi. Burada toplumsal bir patlama meydana gelebileceği endişesi doğmuştu. Dolayısıyla bu sosyal gelişmenin önünün kesilmesi gerektiği düşüncesi orduya hâkim olmuştu. ABD de, bu düşünceyi daha fazla güçlendirecek tüm eylemlerde bulunmaya başladı. 12 Mart 1971'e gelindiğinde ordu içinde ve dışında sivil-asker ya da asker-sivil bir sürü cuntalar oluştu. Öncesi ve Sonrasıyla 9 Mart-12 Mart Süreci bir döneme ışık tutuyor. Özellikle 9 Mart'ın ne olduğunu ve 12 Mart'ın perde arkasını olayları birebir yaşamış Erol Bilbilik anlatıyor. (Tanıtım Bülteninden)

Tarihin Sonu ve Son İnsan

İlk yayınlandığı 1992 yılından bu yana Tarihin Sonu ve Son İnsan birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Francis Fukuyama’nın siyaset, bilimsel ilerleme, etik kodlar ve savaş üzerine ortaya koyduğu sıra dışı analizleri Soğuk Savaş sonrası dünyayı anlamak için hâlâ birer rehber niteliğinde. Gözden geçirilmiş ve güncelleştirilmiş son haliyle Tarihin Sonu ve Son İnsan modern bir klasik.

“Açık bir dille yazılmış muazzam fikirler yumağı. Fukuyama’nın görüşleri ciddiye alınmayı hak ediyor.”
-William H. McNeill, The New York Times Book Review

“Provokatif ve ilginç. Fukuyama cevaplandırılması gereken ciddi sorular soruyor.”
-Ronald Steel, USA Today

“Kabul edin ya da etmeyin, olağanüstü bir kitap. Siyaset felsefesine ciddi katkısı olan zengin bir çalışma.”
-Mackubin Thomas Owens, The Washington Post

Alman Derin Devleti

Almanya; Alman ve Avrupa Birliği Parlamento’larında birçok defa Türkiye aleyhine açıklamalar yapmış ve Türkiye’de azınlık haklarının ihlal edildiğini gündeme getirmiştir. Ancak Almanya’nın kendi sınırları içinde 2,5 milyon vatandaşımıza yaptığı uygulamalara baktığımızda, aslında azınlık haklarını çiğneyenlerin Almanlar olduğu gerçeği apaçık ortaya çıkmaktadır. Almanya’da 50 yılı aşkın süredir yaşayan Türk azınlığını asimile etme arzusu, aslında yoğun bir politik uygulamadır ve bu uygulama politik bir sürece bağlıdır.

2008 yılında Türklere ait 43 evin kundaklanması ile 2000-2006 yılları arasında “Döner Cinayetleri” (Döner Morde) olarak bilinen, 8''i Türk 9 esnafın öldürülmesi gibi karşımıza çıkan birçok olay zinciri bulunmaktadır ki bu olay zincirlerinin halkaları birleştirildiğinde ortaya çıkan tek gerçek vardır, oda ırkçılık ve faşizmin, bu ülkede, azınlık olarak yaşama mücadelesi vermekte olan çeşitli etnik gruplara yoğun baskılar ve şiddet ile yansıyor olmasıdır.

Türkiye’nin üniter yapısını bozacak bütün örgütlerin merkezi Almanya’dır. Almanya, Türkiye’de siyasi nedenlerden dolayı cinayet işleyen, Sivas katliamını gerçekleştiren, Gaffar Okan gibi sayılı vatan evlatlarını öldüren terör yanlısı kişi ve/veya kişiler ile bunların bağlı bulunduğu teşkilatlara kucak açmıştır ve siyasi sığınma izni vermiştir.

Alman Derin Devleti Almanya’nın Türkiye üzerinde gerçekleştirmeye çalıştığı karanlık emelleri anlamak için önemli bir kaynak işlevini görüyor.

Amerikan Kuşatması

ABD’nin önde gelen stratejistleri, diğer rakip devletler gibi güçlü kaynaklara sahip olmanın yanı sıra diğer ulusları yönetecek, “emperyalist niteliklere” de sahip oldukları iddiasındadırlar. Bununla beraber “emperyalist nitelikleri” ve “ulusal çıkarları” açıkça tanımlanmamaktadır. Bu yüzden ulusal çıkarlar ve hayati çıkarlar ifadeleri, her anlama çekilebilir, kullanılabilir ve soyut kavramlardır.

ABD için bir zamanlar Kaddafi düşman bir ülkeydi. Libya’da demokrasi yoktu, insan hakları yoktu. Ancak Irak’ın işgalinden sonra Kaddafi, ABD’nin istediklerini yapmaya hazır olduğunu söyleyince düşman ülke kategorisinden çıkarıldı. Benzer durum birçok ülke için geçerli.

Yazar Erol Bilbilik “Amerikan Kuşatması”nda ABD yönetimlerinin II. Dünya Savaşı’ndan beri dünyayı nasıl hegemonyaları altına aldıklarını ve kanunsuzluklarını örneklerle anlatıyor. Ayrıca ABD’nin operasyon yaptığı, işgal ettiği, zor kullandığı ülkeleri ve bunları hangi kılıflara uydurarak yaptıklarını sözünü hiç esirgemeden anlatıyor.
Türkiye Komplolar ve Provokasyonlar Tarihi
Bazı ülkelerde ardı ardına “komplo”lar kurulur, “provokasyon”lar düzenlenir. Ülkemiz bu konuda hayli “bereketli” bir ülkedir. Her dönem muhtelif odaklarca tertiplenen komplo ya da provokasyona maruz kalır. Bazen “uluslar arası” bazen “yerli” çoğu kez de “iç içe” çalışan komplo ve provokasyon merkezleri kurdukları tezgâhlarla gündem oluştururlar. Türkiye’nin yakın tarihi bunların sergiledikleri “operasyon”larla doludur. Böylelikle “siyasetin patolojik yüzü” diyebileceğimiz komplolar hayatın çekilmez ve ayrılmaz bir parçası haline gelir. Öyle görünüyor ki, bu konudaki geçmiş sicilimiz ne yazık ki pek parlak değil!
Bu alanda yaptığı nitelikli çalışmalarla tanınan araştırmacı-yazar Atilla Akar uzun zamandır üzerinde çalıştığı Türkiye Komplolar ve Provokasyonlar Tarihi kitabıyla ülkemizde vuku bulmuş önemli komplo ve provokasyonların perde arkasını objektif bir gözle okuyucularının ilgisine sunuyor. Bizleri hem tarihi hem de vicdani bir “hesaplaşma”ya zorluyor…
Kitap, “Menemen Vakası”ndaki komplo izlerinden başlayarak, “İzmir Suikastı”nın sonuçlarını, Nazım Hikmet’in hapse atılışındaki gerçek nedenden “Tan Matbaası Baskını”na, 6-7 Eylül 1955’te Selanik’te “Atatürk’ün Evine Bomba Atıldı” kışkırtmasıyla İstanbul azınlıklarına girişilen saldırılara, Taksim’de “Kanlı Pazar Provokasyonu” ile başlayan sürece, generallerin kavgasının bir sonucu olan “Bomba Davası”na, 12 Mart’ta Kültür Sarayı yangınına değiniyor. Bu eksende kitap 1 Mayıs 1977 katliamının aslında bir “darbe planı”nın basamağı olduğu ve hemen akabinde orduda yapılan “temizlik hareketi”ne, Malatya Belediye Başkanı Hamid Fendoğlu’na gönderilen bombalı paketin sonuçlarına, “mezhep çatışması” görünümlü Kahramanmaraş, Çorum olaylarına, 16 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik katliama, Gazi mahallesi olaylarından “Sivas Madımak Otel” cinnetine, Ecevit’e yönelik “Troyka Komplosu”ndan, Danıştay baskınına kadar olmuş bütün komplo ve provokasyonları bir inceleyip, önemli başlıklar altında bir muhasebesini çıkartıyor.

Derin Yapının Parmak İzleri alt başlığını taşıyan Türkiye Provokasyonlar ve Komplolar Tarihi tarihten “ders” almak isteyenler için bulunmaz bir kaynak. Atilla Akar’ın kanlı tezgâhların kronolojik bilançosunu gözler önüne sermesi eseri apayrı bir yere koyuyor.

Üçüncü Soğuk Savaş Dönemi

“Küresel dünyada bir yandan devlet dışı oyuncuların ulusal sınırları aşan ilişkileri sürerken bir yandan da devletler düzeyindeki keskin rekabet devam ediyor. Bu çalışma,küresel sistemdeki devletler arası mücadele örneği olarak ABD-Çin rekabetini konu ediyor. Doğu''nun büyük ve yükselen gücü Çin ile Batı''nın Soğuk Savaş''tan beri lideri olan ABD arasındaki siyasal, ekonomik ve askeri ilişkiler tarihsel süreçler içinde ele alınıyor; karşılıklı ilişkilerin geldiği aşama da yeni bir bloklaşmanın işareti olarak yorum yapmayı olanaklı kılacak örneklerle anlatılıyor.
Dünyanın yeniden şekillenen tarihini öğrenmek, küresel güç dengelerini anlayabilmek ve geleceğe dair farklı çıkarımlarda bulunabilmek, bu kitapla mümkün. Uzun ve yorucu bir çalışmanın ürünü olan kitap, yeniden çift kutuplu bir dönem yaşanma ihtimali üzerinde düşünmeyi sağlıyor, yeni bir soğuk savaşın da hangi bölgelerde kırılmalar yaratabileceğini ortaya koyuyor.”
Prof.Dr.Beril Dedeoğlu - Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı

"Özenle seçilmiş kaynaklar ve ciddi araştırmaya dayanan güçlü bir analizle Kortay Hıraoğlu dikkat çekici bir çalışma yapmış. Küresel dengelerin geleceğine ışık tutan Hıraoğlu, uluslararası ilişkiler dinamiklerini anlamak veya yönlendirmek isteyenlerin faydalanacakları zengin öngörü ve önerilerde bulunmakta. Genç bir entellektüellin bu müstesna gayretini kutlarken, kendisinden yeni çalışmalar beklediğimizi de bu vesileyle belirtelim."
Osman Faruk Loğoğlu – Büyükelçi (E)

"Son on yıllardaki gelişmelerin ortaya çıkardığı yeni dinamiklerin bir gereksinmesi olarak, uluslararası sisteme getirilecek köklü düzenlemeler ve yeniden yapılanma modellerine yönelik arayışlar , bu değişim sürecinin gelecekteki denge eksenleri üzerindeki izdüşümlerinin sorgulanmasına da yol açmakta.Bu değişken ve kaygan zeminde siyaset oluştururken ,bir bölümü bilinen, bazı yönleri ise tam kestirilemeyen oyuncu ve etmenlerin dikkate alınması gerekiyor. Dikkatler, geleceğe ilişkin varsayımlar üzerinde değil, gelecekteki genel görünümün nasıl olacağı üzerinde odaklanmış durumda…
Yakın gelecekte büyük güçler arası ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği , giderek bölgesel düzeyde nüfuz ve ağırlıklarının bilincine varan yeni orta ölçekteki aktörlerin hareket yeteneklerinin ve bunun sınırlarının da belirleyicisi olacak. Bu kitapta Kortay Hıraoğlu da, yeni gelişmelere ve Çin''in ekonomik yükselişine, Rusya ile geliştirmeye çalıştığı çok boyutlu işbirliğine,bu olgunun ABD dış politikasına yansımasına ve tüm bu değişimlerin Avrasya, Afrika ve Latin Amerika başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerine etkilerini ele alıyor. Zengin referansları ve akıcı anlatımıyla okumaya değer bir çalışma..."
Ümit Pamir – Büyükelçi (E)

Dillerin Katli

“Elinizdeki kitap insanoğlunun geleceği hakkında kaygı duyan herkese hitap ediyor. Dillerin Katli’ndeki bilgi, gözlem ve analiz zenginliği zihinleri aydınlatıyor, toplum ve kimlik ruhunu canlandırıyor.
Language International

Herhangi bir dilin yok oluşu insanoğlu için telafisi olmayan bir kayıptır. Tam boyutları bilinmese de dünyanın pek çok bölgesinde dillerin hızla yok olduğu kesindir. Bazı hesaplara göre 6.000 dilden sadece 600 tanesi güvendedir. Peki bu tehlikenin önüne geçilebilir mi? Yok olmaktan kurtarılabilir mi?

Dilbilim alanında dünyanın önde gelen uzmanlarından David Crystal bu tehlikenin sebeplerini ve neler yapılması gerektiğine dair önemli ipuçları sunuyor. Yazar, “Dilin yok oluşu niçin önemlidir?” sorusunu masaya yatırarak diller hakkında geniş bir perspektif sunuyor.
Yayın Evi PROFİL YAYINLARI
Yayın Tarihi 2014
Yazar Komisyon
Diğer
Yurtdışına Satış Var
Stok kodu KPROFIL00009
İnceleme Araştırma Kitapları Dizisi Yorumları
Kapat Yorum Yayınlama Kriterlerimiz

Eğer bu ürünü satın aldıysanız ya da kullandıysanız diğer müşterilerimizi bilgilendirmek için ürünün performansı ya da özellikleri ile ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Sitemizde yayına alınmakta olan tüm ürün yorumları, siz değerli müşterilerimizin ürün seçimlerini daha sağlıklı şekilde yapabilmelerini kolaylaştırmak amacıyla ekibimiz tarafından dikkatle incelenmekte olup, aşağıdaki kriterlere uygunsa yayınlanmaktadır. Yorumlarınızda ürüne ait eksi ya da artı özellikleri, kullanım esnasında yaşadığınız sorunları yazabilir, ürün hakkındaki memnuniyetinizi ya da memnuniyetsizliğinizi dile getirebilirsiniz.

Hakaret veya argo içeren yorumlar, fiyat bilgisi verilen, markaları kıyaslayan, tedarik ile ilgili sorunların belirtildiği, soru sorulan, link bilgisi verilen yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu kriterlerin dışında kalan tüm yorumlar kısa süreli bir değerlendirme sürecinin ardından yayınlanmaktadır. Bu sebeple yorumların değerlendirilip yayınlanma süresi, gelen yorumların yoğunluğuna ve geliş sıralamasına göre değişkenlik gösterebilir.

Ürüne Özel Taksit Fırsatları

Taksit Tutarı Toplam Tutar

Önemli Not

Fiyat Satıcı Kampanya Kargoya Veriliş Tarihi
%
Ekstra indirimli fiyat
--
tarihinde stoklarda olacaktır.
--
Aşağıdaki kampanyalar, satıcısı olan ürünlerde geçerlidir.
BAŞA DÖN