ÜST
bilim ve sinemanın

Bilim ve sinemanın buluştuğu etkileyici 7 film

Özellikle bilim kurgu ve gerçek bilim söz konusu olduğunda, ikisi her zaman birbiriyle aynı paralelde olamayabiliyor. Bilim kurgu yazarları ve yönetmenleri, gerçek dünya biliminden bazı fikir ve tavsiyeler alıp ardından kendilerine ilham veren bilim tarafından aslında desteklenmeyen çılgın teoriler ve hayali gelecekler ortaya çıkarıyorlar. Bu da aslında oldukça normal çünkü bu bir kurgu.

Var olmayan yerler, canlılar, maddeler ve kurallar bu filmlerde muhteşem hayal gücü ile birleşiyor ve bizlerde bu filmleri büyük bir zevkle izliyoruz. Bazı filmler gerçek dünyadaki bilim ile göze batmayacak şekilde örtüşürken bazıları daha çok hayal gücüne dayalı oluyor. Ancak her iki durumda da bilim ve sinemanın buluştuğu yapımlar ortaya çıkıyor.

Bu yazımızda bilim ve sinemanın buluştuğu etkileyici 7 filme beraber bakacağız. Hazırsanız başlayalım…

1.Her (2013)

bilim ve sinemanın

Kendini algılayabilen yapay zeka kavramı bilim kurgu kültüründe orijinal bir kavram olmasa da Spike Jonze’un “Her” adlı filmi, önümüzdeki on yılda içerisindeki bir noktada büyük olasılıkla gerçek olabilecek, kapsamlı bir şekilde araştırılmış teorik bilim üzerine kurulu. Tanınmış bilim insanı, mucit ve fütürist Ray Kurzweil, böyle bir yazılım programı fikrinin tamamen akla yatkın olduğunu ve zorlama olmadığını savunarak filmi övmüştü.

2.Contact (1997)

Bilim ve sinemanın buluştuğu bir diğer film ise Contact. Şimdiye kadar bilimsel olarak en doğru filmlerden biri olarak gösterilen ve beğenilen Contact, Carl Sagan’ın kariyerinde tek olan bilim kurgu romanının bir uyarlaması.

Film, uzayda olabilecek yaşam belirtileri arayışı ile ilgili konuları ele alıyor. Contact filmindeki dünya dışı varlıklar, bilim adamlarının teorize ettiklerine karşılık gelen bir yol ile iletişim kuruyorlar.

3.Mınorıty Report (2002)

Philip K. Dick’in “Azınlık Raporu” adlı kısa öyküsüne dayanan Spielberg’in bilim kurgu-gerilim filmi, Tom Cruise için piyasaya sürülmeden önce bir aksiyon zemini gibi göründü, ancak daha sonra büyük bir hayran kitlesi elde etti.

2054’te geçen ve kolluk kuvvetlerinin suçları öngörme kapasitesine sahip olduğu bir zamanı anlatan Azınlık Raporu, filmin bilim kurgu geleceğini şekillendirmek için çeşitli uzmanlardan tavsiye arayan Spielberg tarafından desteklendi. Suç öncesi yöntemlerin beta sürümleri şu anda ABD’de değerlendiriliyor olsa da filmde kullanılan diğer teknolojilerinden bazıları zaten gerçek. Örneğin, retina tarayıcıları, hareketleri takip eden bilgisayar arayüzleri ve kişisel hedefli reklamcılık.

4.The Martıan (2015)

Marslı’nın yapım ekibi, romanın yazarı Andy Weir gibi, mümkün olabilecek en iyi bilimsel doğruluk oranını hedefledi. Set tasarımcısı, uzay giysilerini incelemek ve NASA planlarını okumak için Jet Propulsion Laboratuvarı’na gitti. Oyuncular ve ekip sayısız astronotla bir araya geldi, onları gözlemledi ve detayları öğrendi.

NASA, Mars’ta bulunan dokuz spesifik gerçek teknolojiyi vurguladı. Bunlar, filmdeki astronot Mark Watney’nin kaldığı yerleşim yeri, patates yetiştirdiği sebze bahçesi ve kullandığı iyon itici gücünden oluşuyor. Üzerindeki kıyafet bile uzayda giyilen tipik astronotlardan farklı çünkü bugün NASA’nın üzerinde çalıştığı fikirlere dayanıyor.

Huca GPM-820 Mısır Patlatma Pop Corn Makinesi nostaljik tasarımı ve yağsız kullanımı ile filmlere ekstra keyif katmak için tercih edilebilir.

5.Interstellar (2014)

bilim ve sinemanın

Interstellar, görseller ve CGI konusunda dikkat çekici olmasıyla ünlü. Teorik fizikçi Kip Thorne, filmin astronotların seyahat ettiği devasa kara delik Gargantua’nın yaratılmasına yardım etti. Film, Gargantua’yı bilinen tüm fizik yasalarına uygun olarak gösteriyor.

Ancak Thorne, süper kütleli kara deliklerle ilgili olarak, aslında bir gezegenin varlığını sürdürmesinin mümkün olabileceğini fark etti. Ekip ve oyuncular ayrıca Gargantua’nın devasa yerçekimi etkisinden dolayı zamanın göreceli geçişini tasvir etmeye çalıştı. Gezegenleri ziyaret eden astronotlar, gemide kalanlardan çok daha yavaş yaşlandılar ki bu da aslında bilimsel olarak doğruydu.

6.Arrıval (2016)

Arrival, çoğu zaman Denis Villeneuve’nin en iyi ve aynı zamanda bilimsel olarak doğru filmlerinden bir olarak kabul edilir. Bu filmde bilime sadık olan uzaylılar değil, onların dili ve dilbilimci Louise’in onlarla iletişim kurma şeklidir.

Sadece film için tamamen yeni bir yabancı dil yazmak zorunda kalmadılar, aynı zamanda filme tamamen orijinal bir yazı sistemi ve senaryo da buldular. Yabancı dilin meşru olduğundan emin olmak için birkaç dilbilimciye ve hatta bir fonetik uzmanına danıştılar. Filmdeki kahraman ve uzaylılar arasındaki sarsıcı ve gerçekçi etkileşimler, tam da bu sahneler için yapılan sıkı çalışma nedeniyle çok etkileyici bir şekilde karşımıza çıkıyor.

7.Eternal Sunshıne Of The Spotless Mınd (2004)

Eternal Sunshine of the Spotless Mind bu noktada bir klasik olarak kabul ediliyor, çünkü kimse Joel ve Clementine’in yürek burkan hikayesini ve benzersiz hafıza silme teknolojisini unutamıyor. Bugün böyle bir teknoloji olmamasına rağmen, filmin Nörobilimsel kavramları yorumlaması şaşırtıcı bir şekilde bilimsel olarak doğru.

Joel ve Clementine işlemden sonra birbirlerini tanımasalar da amigdalalarının derinliklerinde depolanan duygusal hafıza, birbirleriyle olan geçmiş duygusal deneyimleri sayesinde belirsiz bir tanıma kıvılcımına neden oluyor. Bu daha derin bilişsel işlevlerin nasıl çalıştığını anlamak, gelecekte benzer türde bir bellek silme teknolojisi yaratmanın anahtarı olabilir.

bilim ve sinemanın

Samsung 70” 178 Ekran Uydu Alıcılı 4K Ultra HD Smart LED TV‘ye göz atmayı unutmayın. Bu filmler en keyifli Samsung Ultra HD Smart LED TV’de izlenir!