Harry Potter evreniyle ilgili bilmeniz gereken her şey 

Hem kitapları hem de filmleriyle bugün dünyada milyonlarca hayranı olan bir fenomenden bahsetmeye ne dersiniz? Fantastik dünyanın genç isimlerinden Harry Potter ve maceraları bugün hâlâ en çok sevilen, takdir edilen, eleştirilen ve tartışılan seriler arasındaki yerini alıyor.

1997’de hayatımıza giren ve bize muhteşem bir macera yaşatan J.K. Rowling, bugün hâlâ wizardingworld.com’da zaman zaman yazmaya devam ediyor ve hikayenin bilinmeyenlerini fısıldamayı ihmal etmiyor. 

Hiç bitmesini istediğimiz, hâyâl dünyamızın bir kenarında yaşamaya devam eden Harry Potter hakkında bilmen gereken pek çok şeyi senin listeledik. Spoiler içerebilir, aman dikkat!

İlginç detaylar

Harry Potter ve Rowling’in doğum günleri tabii ki aynı gün! Rowling, bu sevgili kahramanına elbette kendinden pek çok şey verdi, en başında da doğum gününü…

Joanne Rowling adının bir şey ifade etmemesi ne kadar ilginç. Oysa sevgili yazarımızın gerçek adı bu. Ancak yayıncısı Joanne isminin erkek okuyuculara hitap etmeyeceğini düşünüyor ve kısaltmaya gidiyor. Rowling de gerçekteki ikinci adı yerine büyükannesi Kathleen’in adının baş harfini yanına alıp edebiyat dünyasına giriş yapıyor.

Rowling’in edebiyat dünyasına girişi pek kolay olmuyor aslında. İlk kitap olan Felsefe Taşı neredeyse 10’dan fazla yayınevi tarafından reddediliyor. Ancak bir rivayete göre Rowling’in dosyasını inceleyen Bloomsbury editörü, hikayeyi 11 yaşındaki çocuğuna veriyor ve “şu ana kadar okuduğum en mükemmel şey” cümlesini duyunca kolları sıvıyor. İnat edip devam etmekle ilgili muhteşem bir örnek.

Belki bunu yeniden hatırlamak ya da birilerine göstermek istersiniz. O zaman macera yeniden başlasın mı? Harry Potter ve Felsefe Taşı ile büyülü dünyanın yollarına doğru ilerleyelim..

Yayınevlerinin reddettiği eser

Rowling’in edebiyat dünyasındaki yeri her zaman tartışma konusu oldu. Hatta dünyanın pek çok ülkesinde satış rekorları kıran bir seriye imza atmış olsa bile… 2013 yılında yine farklı bir isimle hazırladığı dosyayı, kendisini ilk reddeden yayınevi başta olmak üzere yayınevlerine gönderiyor ve yine red mektupları alıyor.

Gerçekten de Guguk Kuşu isimli kitabı çıktığında pek de satışı olmuyor. Ne var ki takma isimin Rowling’e ait olduğu ortaya çıkıca, çok satanlar arasına giriyor. Maalesef Rowling’i reddeden ilk yayınevi, iki defa elindeki fırsatı kaçırmış oluyor.

Rowling’in yarattığı bu muhteşem dünyayı, set halinde alıp okursanız milyonlarca insanın neden bu kitabın yazarını ne olursa olsun takip ettiğini anlarsınız. Harry Potter Özel Kutulu Set ile 7 kitap da bir arada.

Film uyarlaması da kitap kadar sancılı

Kitap serisi filme uyarlandığı dönemde yönetmen seçimi oldukça sancılı geçiyor. İlk isim Steven Spielberg oluyor. Ancak Spielberg, tüm kitapları tek bir filmle e animasyon olarak anlatmak istiyor. Hatta Harry Potter’ı seslendirecek isim bile belli: Altıncı His’ten tanıdığımız Haley Joel Osment… Ancak Spielberg ile anlaşma sağlanamıyor. Böylece bir sonraki filmi heyecanla beklediğimiz bir maceraya giriyoruz.

İlk iki filmde Dumbledore’u canlandıran Richard Harris, rolü önce kabul etmek istemiyor. Ne var ki  torunu, bu rolü kabul etmezse onunla bir daha asla konuşmayacağına yemin ediyor ve Harris kadroya giriyor. The Telegraph’a göre Daniel Radcliffe, 300’den fazla çocuk oyuncuyu eleyerek rolünü kapıyor.

Rowling kitapları yazarken Harry, Ron ve Hermonie’yi asla öldürmeyeceğine dair kendine söz verse de Ron’u zaman zaman öldürmeyi çok düşünüyor ancak sözünü tutuyor ve bize bu acıyı yaşatmıyor.

Bir daha izleseniz mi?

Filmin ilk sahnesinde Dumledore’un kullandığı püfür isimli sihirli nesne, 7 filmde yeniden karşımıza çıkıyor. Dumbledore bu icadını Ron’a miras olarak bırakıyor. Hatta Dumbledore ve Ron ile ilgili de çeşitli komplo teorileri vardır. Ron, zamanda geriye giderek Dumbledore olur ve bu yüzden Harry’e her şeyi önceden biliyormuş gibi yol gösterir. Bu teoriye inanan epey kalabalık bir kitle var… 

Önceleri iğrenerek baktığımız, sonradan sonraya alıştığımız Snape’in yağlı saçlarının nedeni hep aşktan… Lilly onun saçına dokunduktan sonra bir daha hiç yıkamamış bu romantik adam.

Voldemort’un tüm huysuzluğu aslında sevgisizlikten. Hatta bu durum, kitaplarda ve filmlerde sık sık karşımıza da çıkıyor. Voldemort’un annesi, Voldemort’un babasıyla aşk iksiri yaparak birlikte olabiliyor. Bunun sonucunda da çocukları asla gerçek sevgiyi tadamayacak olmakla lanetleniyor. Üstelik saf kan delisi Voldemort’un babası bir de muggle’mış! Aşk iksirinin meraklısı çoktur.

Ancak bize sorarsanız Harry’nin Melez Prens sayesinde elde ettiği şans iksirini daha çok tavsiye ederiz. Büyücü Sokağı 6’lı İksir Seti ile Melez Prens’in yolundan gitmeye ne dersiniz? 

Weasley ailesinin en eğlenceli, en yerinde duramayan ikilis Fred ve George’un doğum tarihlerinin 1 Nisan olması kadar doğal bir şey olamaz, öyle değil mi? Oyuncu Domhnall Gleeson (Bill Weasley) aslında Deligöz Moody’yi oynayan aktör Brendan Gleeson’un oğlu.

Profesör McGonagall aslında ödüllü bir Quidditch oyuncusu. Maçlara verdiği önemi artık daha net anlayabiliyoruz. Keşke Quidditch gerçek olsaydı ve oynayabilseydik. Yine de bu isteğinizi biraz da olsa dindirmek isterseniz o muhteşem Ateşoku Süpürge‘yi satın alabilirsiniz.

Hogwarts ödevlerinden ve derslerinden çok çektiler. Çekimlerin daha gerçekçi olması için Hogwarts öğrencilerine gerçekten de ödevler verilmiş. 

Snape asla Hermione’yi takdir etmedi, hatta onu hep tersledi. Çünkü Lilly’nin zeki ve yetenekli öğrenci unvanını Hermione’ye kaptırmasından korktu, Lilly’nin hatırasına hep sadık kaldı.

Rowling’in detaycılığı asla sona ermiyor

Harry’in o tatlı baykuşu Hedwig’in ölümü hepimizi üzdü. Ancak burada Rowling bizlere aslında oldukça anlamlı bir şey anlatmaya çalışmış: Masumiyeti temsil eden bu muhteşem canlının ölümüyle beraber Harry’nin de çocukluğu sona ermiş.

Dumbledore görünmezlik pelerini giyen birinin varlığını anlamak için sessizce büyüsünü yapabildiği için Harry’i her zaman fark edebiliyordu.

Fred ve George, büyücü dünyasında aslında kesinlikle yapılmaması gereken bir şeyi farkında olmadan yaptılar. Felsefe Taşı’nda Profesör Quirrel’in türbanının arkasına kartopu fırlattılar.

Tabii hem onlar hem de biz bu pısırık profesörün aslında Lord Voldemort’u o türbanın içinde taşıdığını bilemezdik. Neşeli Weasley şakacıları, karanlık büyücülerin en karanlığını bile utandırmayı başarmışlar ki Voldemort sesini bile çıkarmıyor.

Ron’un patronusu Jack Russell bir terrier. Bu da oldukça mantıklı. Bu köpekler sadık ve bir maceraya atılmaya hevesli olurlar. Ayrıca su samuru kovaladıkları bilinir. Hermione’nin patronusunun su samuru olduğunu hatırlıyorsunuz değil mi?

Snape’i canlandıran Alan Rickman, Snape’in sırlarını bilen tek kişiydi. Hepimizin ağzını açık bırakan, gözlerimizi doldurarak hayranlığımızı kazanan Snape’in sırrını JK Rowling en başından Rickman’a anlatıyor ki ortaya çok daha anlamlı bir performans bütünlüğü çıkabilsin.

Detayları şimdilik burada sonlandırıyoruz. Umarız en yakın zamanda Hogwarts’a davet mektubunuzu alır da dokuz üç çeyrek peronunda görüşürüz…

Seri filmleri özel ilgi alanına alanlar için Harry Potter sadece başlangıç. Daha fazla film serisi için “Arşiv Oluştururken Atlanmaması Gereken Seri Filmler” başlıklı yazımızı mutlaka ziyaret edin.