Kendi küçük marifeti büyük: Scooter alırken dikkat edilmesi gerekenler

Kullanım kolaylığı ve rahatlığıyla motosiklet kullanmaya başlayanların genelde ilk tercihi olan scooterler, şehir içi şartları için tam anlamıyla biçilmiş kaftan. Vitesli motorlara kıyasla çok daha zahmetsiz bir kullanım tecrübesi sunmaları, sele altlarında çoğu zaman bir kaskı bile alabilecek bagaj alanlarına sahip olmaları ve birçok özellikleri onları tercih edilebilir kılıyor. 

Doğru hacim

Motosiklet kullanmaya başlamak için en uygun hacim aralığı uzun zamandır 100-150cc olarak kabul görmekte. Motosikletin gücüyle baş edebilmek, düşük gövde ağırlığı sayesinde motosikletin kontrolünde tam etkili olabilmek ve yüksek süratlerde oluşabilecek tehlikeli durumların önüne geçmek için henüz ‘tecrübesiz’ olduğunuz dönemlerde nispeten güçsüz ve düşük hacimli scooterleri tercih etmekte fayda var. 

Son dönemlerde karşımıza sıkça çıkan 50cc hacmindeki motosikletler ve scooterler ise ehliyet, vergi ve sigorta muafiyeti gibi avantajlarıyla ön plana çıkmakta. Fakat 100-150cc bandındaki rakiplerine göre hızlanma ve son sürat konularında fazlasıyla geride kalan bu modeller, İstanbul gibi trafiğin hızlı aktığı merkezlerde sizi tehlikeye düşürebilir. Örneğin maksimum hızı 45 km/s ile sınırlandırılan 50cc’lik bir scooter ile köprüyü geçmeye çalışmak veya ana arterler üzerinde yol almak muhtemelen hayatınızın geri kalanında unutamayacağınız korku dolu bir tecrübe yaşamanıza neden olacaktır. 

Trafik yoğunluğunun daha az olduğu, şehir merkezinden uzak noktalarda kolaylıkla kullanılabilen 50cc’lik scooterlere karşılık, kalabalık şehirlerin merkezleri için en ideal kullanımı çoğunlukla 125-150cc olarak sıralanan benzinli scooterler sağlayacaktır. Bu tip scooter modelleri 7-8 beygir gücü ile 15-16 beygir gücü arasında çeşitli güçler sunarak, iki kişilik kullanımlarda dahi yeterli performansı sunacaktır. 

Şehirlerarası yolculuklar

Scooter kullanmaktaki amacınıza şehirlerarası yolculuklar da dahil ise daha yüksek hacimli seçeneklere yönelmenizde fayda var. Bölünmüş yolları ve otoyolları kapsayan sürüşlerde 250cc altı motosikletler kullanmak, tehlikeli durumlarla baş başa kalmanıza neden olabilir. Otoyollarda şehirlerarası yük ve yolcu taşıyan büyük ölçekli taşıtların ortalama 90-100 km/s bandında hareket ettiği düşünülürse, gerektiğinde tehlikelerden uzaklaşabilmek ve daha yüksek ortalama hızlarla seyredebilmek için maxi scooter modellerinden birini kullanmanız gerekebilir. 

Yolculuk planlarınızı artçıyla yapılan uzun süreli turlar oluşturuyorsa, motor gücü ve donanım yönünden zengin; 400-650cc bandındaki scooter modellerini kullanmak da doğru seçenek olabilir. Hız sabitleyici, koltuk ısıtma, ayarlanabilir ön cam ve çok daha konforlu sele yapılarına sahip üst seviye scooter modelleri, sürüş konforuna doğrudan katkı sağlayacaktır. Bu modeller 2 tam kapalı kaskı ve birçok eşyayı içine sığdırabilen bagajlara sahiptir ve büyük tekerlek, yüksek motor gücü gibi avantajlarla yolculuğunuzu çok daha keyifli hale getirecektir. 

Fakat bu tarz yüksek hacimli modeller, şehir içi şartlarında küçük hacimli modellere kıyasla çeşitli dezavantajlara sahiptir. Sıkışık trafikte çok çabuk ısınma eğilimi gösteren maxi scooter modelleri, aynı zamanda şehirli modellerin kıvraklığına ve hareket kabiliyetine sahip olmayabilir. Hem şehir içi kullanımı hem de otoyol kullanımını bir arada sunabilen ve scooter segmentinin en çok satan modellerinin başında gelen 250cc’lik modeller hem büyük bagaj ve performans gibi ihtiyaçlarınızı karşılayacak hem de size şehir içinde yeterli seviyede hareket kabiliyeti kazandıracaktır.

Teknik özellikler

Geniş bir yelpazeye yayılan teknik özellikler ve donanımlar, scooterler için tercih aşamasında doğrudan kararı etkileyen faktörlerdendir. Halihazırda sınırlı sayıda özellik ve donanımla satışa sunulan birçok modele karşılık yenilikçi ve teknolojik özellikler sunan modeller tercih sebebi olacaktır.

Gelişen teknolojiye rağmen, düşük hacimli scooter modellerinde ve Uzakdoğulu üreticilerin modellerinde karşımıza çıkan ‘karbüratörlü’ yakıt sistemleri, çok daha verimsiz bir çalışma yapısına sahiptir. Bu nedenle satın almayı planladığınız modelin Avrupa Birliği’nin belirlediği ‘Euro’ normları kapsamında verimli ve çevreye daha az zarar veren bir motora sahip olup olmadığını; bu kapsamda yine enjeksiyon sistemi ile donatılmış olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Birden fazla buji kullanan ve bilgisayar kontrollü ateşleme yapan scooter modelleri, çok daha ekonomik yolculukların yanında daha stabil ve uzun ömürlü bir performans elde etmenizi sağlayacaktır.

ABS olarak bildiğimiz kilitlenmeyi önleyen fren sistemi ve kombine fren gibi özellikler scooterlerin güvenlik donanımları arasında en önemlilerden sadece ikisi. Panik frenler karşısında çok daha iyi bir fren performansı anlamına gelen ABS, iki frenin dengeli bir şekilde çalıştığı ve sizin yerinize her iki frenin de kullanıldığı kombine fren sistemi ile birlikte çalışarak sizi olası kaza durumlarından uzaklaştırır. Bununla birlikte arka frenleri çoğunlukla kampana olarak sunulan scooter modellerine karşılık disk fren kullanan modeller çok daha iyi bir fren performansı sunar.

Yeni nesil motor teknolojilerini kullanan scooterler, daha eski modellere kıyasla çok daha iyi performans ve çok daha ekonomik bir yakıt tüketimi sunar. Yüksek beygir gücü daha fazla yükle yapacağınız yolculuklar karşısında daha konforlu ve daha güvenli bir sürüş deneyimi sunarken, su soğutmalı olarak dizayn edilen motorlar sıkışık trafik ve yüksek sıcaklığa daha fazla maruz kalınan durumlarda güç ünitesinin daha iyi soğutulmasını ve uzun süreli problemsiz yolculuklar yapılmasını sağlar. 

Otomobillerden aşina olduğumuz stop-start gibi sistemler ise scooter modellerine çoktan adapte olmuş özelliklerden biri. Trafik ışıklarında veya benzer bir durumda scooterinizi durdurduğunuzda siz tekrar gaz kolunu çevirene kadar güç ünitesi kapatılır ve bu yolla yakıt tasarrufu yapılır. Motorun fazladan çalışmasının da önüne geçen bu özellik scooterinizin daha uzun bir kullanım ömrüne sahip olmasını sağlar.

Lastik seçimi

Otomobillerde olduğu gibi motosikletlerde de lastik ebatı ve jant boyutu sürüşü doğrudan etkileyen faktörlerden birisidir. 100-150cc bandındaki scooterlerin tercih ettiği 12-13 inç ebatındaki jantlar ve geniş tabanlı lastikler konfor ve hızlanma konularında yeterli performansı sunsa da daha büyük jantlara kıyasla sürüş dinamikleri açısından problem yaratabilir. 

Ülkemizin asfalt şartları ve zemin bozuklukları karşısında minimum 14 inç ve üzeri jant ebatlarına sahip modelleri tercih etmek, yolculuğunuz sırasında aksiliklerden minimum seviyede etkilenmenizi sağlayacaktır. Bu tarz büyük ebatlı jant ve lastik kullanan modeller, sürüş dinamikleri açısından çok stabil ve dış faktörlerden etkilenmeyen bir yolculuğun anahtarıdır. 

Ebatların yanında doğru lastiğin seçimi de scooterlerde sürüş güvenliği açısından kilit bir öneme sahiptir. Fabrikasyon olarak naylon lastiklerle satılan modeller, ıslak zeminlerde ve yüksek sıcaklığa sahip asfaltlarda fren mesafesi ve tutuş yönünden ortalamanın altında bir performansa sahiptir. Bu nedenle satın almış olduğunuz lastiğin hala fabrikasyon lastiklerini kullanıp kullanmadığını tayin etmek; eğer fabrikasyon lastikler hala motosikletin üzerinde ise bu lastikleri üretim tecrübesi ile kendini kanıtlamış markaların modelleri ile değiştirmek çok daha güvenli yolculuklar yapmanızı sağlayacaktır. 

Doğru marka doğru servis hizmeti

Farklı ebatlarda ve hacimlerde scooter üreten birçok marka mevcut. Özellike Türkiye pazarında Uzakdoğulu üreticilerin ekonomik modelleri oldukça yüksek satış rakamlara ulaşsa da satın almış modelin bulunduğu pazardaki marka geçmişi ve servis-yedek parça ağı fazlasıyla önemli konulardan biri.

Ülkemizde uzun yıllardır satış yapan Japon ve İtalyan menşeli modeller, müşteri memnuniyeti ve satış sonrası hizmetler konusunda kendini kanıtlamış olsa da ne yazık ki Çin, Kore ve Hindistan gibi ülkelerin ürettiği ihraç ettiği modeller bu konularda sınıfta kalabilmekte. Henüz yeteri kadar yedek parça ve servis desteği sağlanmamış scooter modellerinden birini satın almak, uzun vadede karşılaşabileceğiniz problemler karşısında çözüm bulamamak anlamına gelebilir. Bu nedenle satın almayı planladığınız modelin yeteri kadar geniş bir servis ağına ve yedek parça desteğine sahip olup olmadığını kontrol etmekte fayda var.

Motosiklet kaskları hakkındaki yazımızı okumadan geçmeyin.

Dikkat!

Satın almak istediğiniz scooterin sele altındaki bagaj bölümünün bir tam kapalı kaskı saklayabileceğiniz kadar yeterli alana sahip olup olmadığını kontrol etmenizde fayda var. Satın aldığınız motosiklete daha sonradan bir çanta eklemeyi düşünmüyorsanız yeteri kadar büyük bir sele altı bagaj kaskı sürekli elinizde taşıma zahmetinden sizi kurtaracaktır. 

Ayrıca boyunuz scooter seçimindeki bir diğer önemli kriterdir. Birçok model ortalama boyutlarda ayak koyma alanı ve boşluk sunar. Eğer boyunuz ortalamanın üzerinde ise scooterin ön bölümüne sığmakta güçlük yaşayabilirsiniz. Bu durumlarda ayaklarınızın bir bölümü scooterin dışında kalacağından sürüş güvenliğini tehlikeye atacaktır.