Kitaplığa dönüş: Sonbaharda mutlaka okumanız gereken 10 kitap

Yazın, deniz kenarında birkaç satır okumak bazen keyifli olsa da genellikle kitap okumak biraz zordur. Hem sıcak hava hem dikkatimizi dağıtan bir sürü farklı ses ve değişik eğlence alternatifleri kitap okumamıza pek imkân tanımaz. Ama sonbahar öyle mi? Renkli ve neşeli yaz gecelerini arkada bıraktıran bir melankoliyle aynı zamanda içe kapanma arzusuyla birlikte gelir sonbahar.

kitap

Yazın rehavetini üzerimizden atma, kendimizle baş başa kalma, iç dengemizi yeniden oluşturup zihnimizi bir adım daha öne taşımak açısından en verimli etkinlik kitap okumaktır. Size ruhunuzu okşayacak, kolay okunur kitaplar da önerebilirdim ama bence melankoliden kurtulmanın en iyi yolu gerçekleri kendi yüzümüze çarparak silkinmekten geçiyor. Bu yüzden zihin açan, bizi kendimize getiren önerilerde bulunmak istedim. Sonbahar melankolinize iyi gelecek, mutlaka okumanız gerektiğini düşündüğüm 10 kitaba kısaca değindim.

Sineklerin Tanrısı – William Golding

1911 doğumlu İngiliz yazar ve şair William Golding ‘in muhteşem eseri Sineklerin Tanrısı beni büyüleyen kitaplar arasında. Zülfü Livaneli’nin Son Adası’nı Sineklerin Tanrısı’ndan önce okuduğum için biraz ona benzetmiştim. Her iki kitap da bize kendimizi sorgulatması açısından tokat gibi çarpıyor.

Başlangıçta, ıssız bir adaya düşen çocukların serüvenlerini anlatan, küçükler için yazılmış bir öykü gibi görünen Sineklerin Tanrısı, karakterlerin iç dünyalarına gittikçe insanlığın zaaflarını ortaya koyan bir kült haline dönüşüyor.  Gemileri battıktan sonra Pasifik Okyanusu’nda ıssız bir adaya sığınan üç İngiliz gencinin, Büyük Britanya uygarlığının oldukça başarılı bir küçük örneğini nasıl yeniden kurduklarını anlatıyor. Sineklerin Tanrısı, hem okuyucuda hem de edebiyat dünyasında çarpıcı bir iz bırakıyor.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Stefan Zweig

kitap

Alman dili ve edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan Stefan Zweig, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Tutkulu hikâyeler okumayı sevenler için müthiş bir hikâye. Kitabın kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubu isimsiz olarak gönderen kadın, derin tutkusunu tek başına yaşamaya razıdır ancak sevgisini dile getirmeden de edemez.

Bir Kadının Mektubu adlı kitabıyla yaşadığı zamana da ışık tutan Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Avrupa’nın geleceği hakkında büyük endişeler duymaya başlayan Zweig’ın bu duygusal ve akıcı romanı dünya klasiklerini takip eden okurların keyifle okuyacakları bir eser.

İnsan Neyle Yaşar? – Lev Nikolayeviç Tolstoy

kitap

Dünyaca ünlü Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy’un ölümsüz eserlerinden biri İnsan Neyle Yaşar. Tolstoy, yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını kendini yansıtan edebi bir kurgu içinde ele alıyor. İnsan sevgisi ve inanç konularını işlediği bu dâhiyane öykülerde herkesin kendine ait bir parça bulması kaçınılmaz. Tolstoy’un ustalığını konuşturduğu İnsan Neyle Yaşar, evrensel ahlak anlayışını bize tekrar sorgulatıyor.

Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

kitap

Distopya tarzında yazılmış en önemli kitaplar arasında yer anan Cesur Yeni Dünya Aldous Huxley’in beşinci kitabı olmasına rağmen en çok bilineni belki de.

Huxley’in dünyasında insanlar doğal olmayan yöntemlerle test tüplerinde doğarlar ve yetiştirilmek yerine koşullandırılırlar. Ford adında bir adama ibadet ederler. Onu bir tanrı olarak kabul eden insanların yaşadığı bu dünya hastalık, endişe ya da hüzün olmadığından görünüşte kusursuz bir dünyayı, yani ütopyayı canlandırır. Aslında gerçek bunun tam tersidir. Cesur Yeni Dünya, bilim ve teknolojinin kullanımıyla totaliter bir hükümet tarafından yönetilen toplumun, distopik bir dünyada var olmaya çalışmasını anlatıyor.

1984 – George Orwell

Distopik eserlerin belki de en tanınanı George Orwell tarafından kaleme alına 1984’tür.  İlk kez 1948 yılında baskısı yapılan eseri okuduğunuzda yazılışından onlarca yıl sonra bile güncelliğini bu kadar korumasına şaşıracaksınız. 20. yüzyılın en çarpıcı distopyalarından biri sayılmanın yanı sıra, tüm dünyada en çok okunan kitaplar arasında yer alan 1984’te gelecekte yaşanmasını muhtemel bulduğu bir kâbusu anlatır.

Herkesi ve yaptığı her şeyi izleyen Büyük Birader’in ülkenin her yanına asılmış olan posterleri ve delici bakışları, halkı her an izlendiklerine ve hiçbir çıkış yolu olmadığına ikna etmiştir. Orwell’ın en önemli başarısı 1984’te yarattığı Gerçek Bakanlığı, Düşünce Polisi, Büyük Birader gibi terimlerdir.

Eğer izlemediyseniz Orwell’ın başyapıtları arasında yer alan 1984’ten esinlenilerek yaratılan Netflix dizisi Black Mirror’u kitabı okuduktan sonra izlemenizi tavsiye ederiz. Bu deneyim okuduğunuz satırların canlanmış hallerini gözlerinizle görmek gibi…

Klasik bir kitap: Devlet – Platon

Felsefeden vazgeçemeyenlerin listesinde ilk sıralarda yer alan Devlet, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Sabahattin Eyüboğlu ve M. Ali Cimcoz çevirisiyle yeniden yayımlandı. Eflatun olarak da bilinen Platon’un en çok bilinen eserlerinden biri olan Devlet, antik çağdan günümüze pek çok insanı etkilemiş olan bir siyasetnamedir. Dünya tarihinin ilk ütopik eseri olarak kabul edilir. Bu kitapta, ideal bir toplumda düzen ve adaletli bir devletin nasıl olması gerektiğine dair sorulara cevap aranıyor.

Devlet yönetiminde yöneticilerin toplum için doğru olanı yapan, değerli ve akıllı kişiler olması gerektiği vurgusu yapılan eser toplumu 3 farklı sınıfa ayırıyor: Yöneticiler, bekçiler ve çalışanlar. Devletin nasıl olması gerektiği sorusunun cevabını bu 3 sınıfın rolleri üzerinden belirliyor. Günümüzden neredeyse 2500 yıl önce yazılan bu ütopya ile Platon hala, okurlarını büyülemeye devam ediyor.

Akış: Mutluluk Bilimi – Mihaly Csikszentmihalyi

Günümüzde adeta bir mutsuzluk sarmalının içerisinde yaşıyoruz. Mutlu olmanın yolları üzerine o kadar çok şey yazılıp söylendi ve denendi ki artık söylenen hiçbir şey yeni gelmiyor. Çağımızın sunduğu olanaklar sayesinde ortalama bir insanın sahip olduğu lüks ve konfor yüz yıl öncesinin kral ve kraliçelerinin hayallerinin bile ötesinde. Buna karşın hepimiz mutsuzuz.

Dünyaca ünlü Akış teorisine göre mutluluk kontrolsüzce bir haz arayışından değil, bilinçli bir adanmışlıktan geçiyor. Bu kitap akış deneyiminin ne olduğunu açıklıyor. Bu deneyimi nasıl yaşayabileceğimizi sayısız örnekle bize sunan Akış: Mutluluk Bilimi, Akış teorisinin sahibi Prof. Dr. Mihaly Csikszentmihalyi’nin mutluluğu araştırmaya adanmış 25 yıllık çalışmasının bir sonucu ortaya çıktı.

Uyutan kitap: İyi Bir Uyku Çekmenin 101 Yolu

Özellikle mevsim geçişlerinde uyku problemleri çekenlerdenseniz size bir kitap tavsiyemiz olacak. Düzenli uyuyamamak yeterince dinlenememeyi ve keyifsizliği beraberinde getiriyor. Mevsim geçişi sebebiyle sonbaharda uyku düzenimizin bozulması işten bile değil. İyi Bir Uyku Çekmenin 101 Yolu uykusuzluktan mustarip olanların gece alışkanlıklarını değiştirip tazelenmiş hissetmeye başlamasına yardımcı olacak öneriler içeriyor.

Yeni kitap alarmı: Ya Hiç Karşılaşmasaydık – Tuğçe Isıyel

2020 yılında raflardaki yerini alan Ya Hiç Karşılaşmasaydık, bir psikoterapist olan Tuğçe Isıyel tarafından kaleme alındı. Isıyel, kurgu dışı olan bu eserinde danışanlarının öykülerinden yola çıkarak insan hayatının iç ve dış dünyasını kapsayan karşılaşmaları konu alıyor.

Çocukluk yıllarının insanın varoluşunun merkezinde yer aldığını düşünen Tuğçe Isıyel, okurları insanın iç ve dış dünyasına doğru derin bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor. Bireylerin yetişkinliğe erişene dek yaşadıkları, alışkanlıkları, tercihleri, öncelikleri ve ihtiyaçları da konu alan kitap edebi bir dille yazıldığı için okuyanları kolayca içine çekiyor.

İkili ilişkilerde bireylerin yaşadıkları ve hissettiklerini konu alan Ya Hiç Karşılaşmasaydık isimli eserde Isıyel, ayrılamayan çiftlerden platonik aşklara, büyük kavgalardan kıskançlık krizlerine kadar hayatın pek çok anına uyarlanabilecek derin örnekler veriyor. Ya Hiç Karşılaşmasaydık kitaplığınıza eklemek isteyeceğiniz türde bir eser.

Bir Nefes Gibi – Ferzan Özpetek

kitap

Ünlü yönetmen Ferzan Özpetek, Bir Nefes Gibi adlı romanında, okurlarını Roma ile İstanbul arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Şimdi ile geçmiş arasında, iç içe geçen yaşamların ve yazgıların hükmettiği gizemli bir yolculuk. Hikaye, et ve tırnak gibiyken yaşanan bir olayla yollarını ayıran iki kız kardeşin sırları etrafında örülüyor. Tutkularına esir düşenleri, kadere meydan okuyanları, sevgiyi, ihaneti ve her şeye rağmen yılların tüketemediği umudu anlatıyor.

“Hayat bir nefes gibi akıp gidiyor.”  Bize kalan ise pişmanlıklar, keşkeler ve nereye koyacağımızı bilemediğimiz farkındalıklar… Sonbahar melankolimizi hafifletmek yerine belki biraz daha çoğaltacak ama sonbahara en çok yakışan duygunun hüzün olduğunu düşünenler için içimizdeki birçok duyguyu harekete geçirecek bir kitap Bir Nefes Gibi…

Çocuklarınız için farklı kitap önerileri arıyorsanız “Çocuk kitapları seçkisi: En çok satan 10 çocuk kitabı” başlıklı yazımızdaki tavsiyelere bir göz atmanızı isteriz.