Kuru cildiniz belki de kaderiniz değildir

Kimine miras olarak ev kalır, kimine arsa… Size de ailenizden miras, kuru bir cilt kaldığını düşünüyorsanız, kaderinizi kabul etmeden önce cilt bakım ürünlerinizi bir daha gözden geçirin. Cilt bakım rutininizdeki bazı adımlar, cildinizin pH dengesini bozarak olduğundan daha kuru bir ciltle baş başa kalmanıza neden oluyor olabilir. Cildinizi kızgın çöllerden serin sulara taşımak için cilt bakım ürünlerinizi rehberimiz eşliğinde bir elden geçirin bakalım.

Cildim gerçekten kuru mu?

Önce şu soruyla başlayalım: Temizlendikten sonra cildinizde bir kuruluk ve gerginlik hissediyor musunuz? Eğer cilt temizleyiciniz, cildinizi kurutuyorsa, halihazırda dengesi şaşmış bir pH seviyesiyle güne başlıyorsunuz demektir. Bu da derinizin durumu dengelemek için ya daha fazla yağ üretmesine ya da kurumasına neden oluyor olabilir. Yani yanlış bir cilde değil, yalnızca yanlış temizleyiciye sahip olma olasılığınız oldukça güçlü.

Peki gerçekten kuru bir cildiniz mi var yoksa cildinizdeki kuruluk yalnızca kullandığınız cilt bakım ürünlerinden mi kaynaklanıyor, nasıl ayırt edeceksiniz? Kuru ciltler pek çok farklı şekilde kendini gösterebilir. Genellikle aynaya baktığınızda bol bol kızarıklık, pul pul ve tahriş olmuş bir görüntüyle karşılaşmanız olasılıklardan en güçlü olanı. Eğer yıkandıktan hemen sonra yüzünüzde kuruluk hissediyorsanız bu temizleyicinizden, gerginlik hissediyorsanız cildinizin yapısından kaynaklanıyor.

Ne kullanmalı, ne kullanmamalı?

Nedenine gelince, cildinizdeki kuruluğun ilk akla gelen sebeplerinden biri dehidrasyon. Yeterince su içmemenin yanında, cildinizi yalnızca yüzeysel olarak nemlendiren, derinlemesine nüfuz etmeyen losyonlar da bu dehidrasyona sebep oluyor olabilir. Bunun için serumları, haftalık cilt bakım rutininizin bir parçası haline getirin. Özellikle hiyalüronik asit içeren serumlar, gözeneklerinizi tıkamadan cildinizi derinlemesine nemlendirmek konusunda en büyük yardımcınız olacak. Kremlerde de hiyalüronik asit içeren ürünleri tercih edin. Ama kuru cildinizin bol bol nemlendirilmeye ihtiyacı olduğunu düşünüp, kullandığınız miktarı abartırsanız gözeneklerinizin tıkanmasına neden olabilirsiniz. Kuru ciltlerin her şeyden çok nefes almaya ihtiyacı olduğunu unutmayın.

Glikolik asit için ise, kesinlikle uzak durun, kaçın, arkanıza bile bakmayın diyoruz. Hani belki ayda bir, çok çok küçük bir miktar, cildinizdeki renk eşitsizliklerini dengelemek için kullanabilirsiniz. Ama gündelik rutininiz içinde düzenli kullanımı aklınızdan çıkarın.

Özellikle cildinizin soğuk ve rüzgar nedeniyle kurumaya daha yatkın olduğu kış aylarında, köpüren temizleyiciler yerine yüz temizleme sütleriyle cildinizin alarm zillerini susturabilirsiniz. Yeni bir yüz temizleyiciye karşı cildinizin tepkisini ölçmek için de her zaman küçük bir miktarla test etmenizi öneririz.

Peeling dostum mu?

Büyük bir ikileme daha geldik: Eksfoliyatör kullanmalı mıyım, kullanmamalı mıyım? Cildiniz kuruluktan pul pul olmuş dökülüyorsa, ilk aklınıza gelen ölü derilerden kurtulmak için kullanılan eksfoliyatör özellikli cilt bakım ürünlerine sarılmak olabilir. Ama özellikle hassas ciltler için peeling ürünleri, cildinizi savunmasız hale getirerek daha fazla yağ üretmesine ya da akneye yatkın ciltlerde sabah uyandığınızda koca bir sivilceyle karşılaşmanıza neden olabilir.

Ayrıca fazla peeling’le cildinize bakım yaptığınızı düşünürken, kırmızı ve kahverengi lekelere, renk farklılıklarına da yol açabilirsiniz. Eğer cildinizin özellikle sönük ve pul pul olduğunu düşünüyorsanız haftada iki kereyi geçmeyecek şekilde peeling ürünleri kullanabilirsiniz. Bunu yaparken cildinizin zaten doğal olarak gerçekleştirdiği bir işleme yardımcı olduğunuzu unutmayın. Siz hiçbir şey yapmasanız da cildiniz kendiliğinden ölü derilerden kurtulup kendini yenileyecek. Siz yalnızca ona ufak bir destek sunuyorsunuz.

Pas geçmeniz gereken bir diğer ürün ise tonikler. Toniklerin çoğu glikolik asit veya alkol bazlıdır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bunlar da cildinizdeki nemi emip, sizi çorak topraklara dönmüş bir ciltle baş başa bırakır. Kuru bir cildiniz varsa, asit ve alkol bazlı bir tonik yerine gül suyu bazlı daha doğal ürünleri tercih edebilirsiniz.

Yüz kere, bin kere tekrar edelim: Su, su, su…

Ve son olarak en önemli madde! Ne kadar tekrarlasak az: Su için! Su için! Su için! Cildinizin güzelliği için dışarıdan yapabilecekleriniz sınırlı. İçeriden gelen bir güzellik için de sindirim sisteminizden başlamanız gerek. Bol bol su içerek, sindirim sisteminizin filtreleme sisteminin daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olabilir, doğru vitamin takviyeleriyle içten dışa yansıyan bir ışıltıya sahip olabilirsiniz.

Kuru ciltler için bakım tavsiyeleri !