Leonardo Da Vinci ve Altın Oranın Büyüsü

Sadece sanat tarihinin değil; dünya tarihinin de gelmiş geçmiş en önemli figürlerinden olan Leonardo da Vinci, Nisan 1452’de Vinci kasabasında doğar. Çalkantılı bir çocukluk geçiren Leonardo, yanlarında yetiştiği büyükanne ve büyükbabasını arka arkaya kaybedince babası ile Floransa’ya gider. Doğuştan gelen bir çizim yeteneğine sahip olan Leonardo da Vinci, dönemin ünlü ressam ve heykeltıraşı Andrea del Verrocchio’nun çırağı olur ve sanatın pek çok alanında derin bir eğitim alır. Çizim, heykel ve mimari gibi temel sanat öğrenimlerinin yanı sıra botanik, optik ve müzik gibi alanlarda da kendini geliştiren sanatçı, çok yönlü zekâya sahip olan isimlerin başında gelir.

İlahi Oran: Altın Oran

Kaynak: Wannart

İlk olarak Yunan heykeltıraş ve matematikçi Phidias’ın eserlerinde kullanıldığı düşünülen altın oran; Pisagor, Platon ve Öklid gibi ünü günümüze dek gelen bilginler tarafından da kullanılmıştır. 13. asırda yaşamış İtalyan matematikçi Fibonacci’nin oluşturmuş olduğu sayı dizisinde bir sayıyı, kendinden önceki sayıya böldüğünüzde çıkan sonuç, altın orandır. “0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987…” şeklinde ilerleyen Fibonacci sayıları, 13. sıradaki 233 sayısının kendinden bir önceki sayı olan 144’e bölünmesiyle 1,618’de sabitlenerek altın oranı verir.

Rönesans Dönemi’nin önemli figürlerinden olan ve muhasebenin babası olarak anılan Luca Pacioli’nin “İlahi Oran” adlı eserinde ele aldığı altın oran, kitaba 60 adet çizimle eşlik eden Leonardo da Vinci’nin ellerinde çok daha büyüleyici bir hâl alır. Bitkiler, hayvanlar, insan anatomisi, estetik ve mimari gibi pek çok konuda yetkin olan Leonardo, altın oranın, doğanın hemen her noktasında görüldüğünü bilir ve eserlerinde bu oranı ustalıkla kullanır.

Bilimle sanat; mantıkla hayal gücü arasında kusursuz bir denge geliştirir!

Kaynak: Quora

Altın oranı, kullanıldığı sanat eserlerinde fark etmek için “altın dikdörtgen” kavramını bilmemiz gerekir. Altın dikdörtgenden, kısa kenarı uzunluğu kadar bir kare çıkarıldığında geri kalan dikdörtgenin kenar uzunluklarının oranı, yine altın oranı verir ve böylelikle geri kalan dikdörtgen de altın dikdörtgen olur. Altın oran içeren sanat eserlerinde, bütüne ya da nesnelere altın dikdörtgen yerleştirerek, eserin göze güzel görünme kaygısı taşıdığını görmek mümkündür. Altın dikdörtgenin eninin uzunluğunu yarıçap alan bir çeyrek parçasını kareye yerleştirerek, doğadaki pek çok yaşam formunda bulunan altın spiral elde edilir. Bununla birlikte altın oran, dikdörtgen dışında üçgen, beşgen ve altıgende de geçerlidir.

Leonardo da Vinci’nin Altın Oran İçeren Eserleri

Kaynak: Totally History

Zamanının çok ötesinde eserler ortaya koyan Leonardo da Vinci, henüz ilk yapıtlarında eşine az rastlanır bir deha olduğunu gösterir. Bakire Meryem’e Cebrail tarafından İsa’nın haberinin verildiği “Müjde” adlı tablosunda, ahşap üzerine kullandığı yağlı boya tekniği ile ustalığını konuşturan üstadın; perspektif, ışık ve gölge konularına hâkimiyeti takdire şayandır. Simetrik bir kompozisyonla resmettiği tabloya bakıldığında görülen teslis ve zambak detayları, Leonardo da Vinci’nin etki ettiği Rönesans sanat anlayışındaki sembolizmi de bütün çıplaklığıyla ortaya koyar.

Kakımlı Kadın

Kaynak: Vice.com

Leonardo Da Vinci’nin resmettiği dört kadın portresinden biri olan esere, Milano Dükü Sforza’nın metresi Cecilia Gallerani’nin konu olduğu kabul edilir. Leonardo da Vinci ile özdeşleşen sfumato tekniğini görebileceğimiz eserde, renklerin puslandırılması esasına dayalı dokunuşlar söz konusudur. Fütürizm akımının temel prensiplerinden olan hareketliliği ve dinamiği yüzlerce yıl önce kullanmasıyla saygıyı hak eden sanatçının, bu eserinde de sembollere fazlasıyla yer verdiği göze çarpar. Leonardo’nun anatomi ve estetik üzerindeki çalışmalarının izlerini taşıyan tablo, Polonya’da bulunan Krakow müzesinde sergilenmektedir.

Salvator Mundi

Kaynak: Goldennumber

Dünyanın en pahalı sanat eseri olma özelliğini taşıyan Salvator Mundi, altın oranın ustalıkla işlendiğini göstermesi bakımından türünün en bariz örneği sayılır. Da Vinci’nin eserine; pentagram, çember, dikdörtgen ve spiral gibi yerleştirmeler yaparak, altın oranın eşsiz bir şekilde kullanıldığı görülebilir.

Son Akşam Yemeği

Kaynak: Bwallpapers

1472-1482 yılları arasında, dönemindeki yaygın durumun aksine hiçbir zenginin himayesi altına girmeyen Leonardo da Vinci, kendi seçtiği konular üzerinde çalışır. Aklındaki binlerce fikirden dolayı başladığı işlerin pek çoğunu tamamlayamayan Leonardo’yu anlamak için tek bir cümlesi yeterlidir.

Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrı’yı ve insanlığı gücendirdim.

1482 Milano Dükü Sforza’nın himayesine girdiğinde mimari, mühendislik, askerlik gibi konularda çağının ötesinde birikime sahip olan sanatçı, dükün isteği ile “Son Akşam Yemeği” adlı freski resmeder. Eserin ana hattında yer alan yemek masası ve havarileri altın orana göre resme yerleştiren ustanın, duvardaki geometrik motifleri ve derinliği de bu orana göre çizdiği görülür.

Mona Lisa (La Jaconde)

Kaynak: Nemokennislink

Dünyanın en tanınan yüzlerinden olan Mona Lisa, Leonardo da Vinci’nin en ünlü eseridir. Eşsiz tablonun bu kadar ünlenmesinin altında, sergilendiği Louvre Müzesi’nden 1911 yılında çalınmış olmasının etkisi de vardır. Resmin bir an önce bulunabilmesi için binlerce kopyası Avrupa’nın çeşitli yerlerine yollanan eser, o günlerde tüm dünyanın gündemine oturur. Altın oranı en iyi yansıtan portrelerden olan Mona Lisa’nın, boyutları incelendiğinde eninin boyuna oranı, bize altın oranı verirken, portrenin yüz kısmına altın dikdörtgen yerleştirildiğinde de ortaya çıkan sonuç aynıdır.

Vitruvius Adamı

Kaynak: Wallpaperup

 

Kimilerine göre Salvator Mundi olan Vitruvius Adamı,ünlü sanatçının eskizleri arasında bulunmuştur. İç içe geçmiş bir daire ve karenin içerisine bir beden yerleştiren Leonardo da Vinci, yıllarca üzerinde çalıştığı insan vücudundaki altın oranı kusursuz biçimde ortaya koyar.

Leonardo da Vinci’nin 7 ilkesi vardır ve bunların ilki, meraktır.

Leonardo da Vinci, sanat ve dünya tarihine onlarca eser bırakmış olmasının yanı sıra ölümünün ardından ortaya çıkan defterleri sayesinde bir fenomene dönüştürür. Merak ettiği hemen her konu hakkında fikirler üretip, bunları kâğıda döken büyük usta, günümüzde kullandığımız pek çok nesnenin bulunmasında da büyük pay sahibidir.

Dünya müzelerinde kesinlikle görülmesi gereken eserler!