Parfüm Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Doğru parfüm seçmenin yolları düşündüğünüz kadar karmaşık değil!

Yüzyıllardır insanların bedenlerine, odalarına, kıyafetlerine koku vermek için kullandığı parfümler, günlük hayatta kişisel imajın en büyük tamamlayıcısı oluyor. Şık bir kıyafetin, dekoratif bir salonun, seçkin bir mağazanın hafızada ilk önce kokusu kalıyor. Koku hayatımızın başrolünde olsa da çoğu zaman önemi görmezden geliniyor. Oysa kokuları daha yakından tanıyarak stilinizi benzersiz kılabilir ve doğru seçimlerle kusursuz bir ilk izlenim bırakabilirsiniz.

Doğru parfüm seçmenin yolları düşündüğünüz kadar karmaşık değil; biraz dikkat, bilgi ve teknik ile siz de vazgeçilmez kokunuzu kolaylıkla bulabilirsiniz. Temel parfüm kategorilerinden başlayarak ve kokular hakkında bilgi alarak doğru seçimler için yol haritanızı oluşturabilirsiniz. Her koku parfüm olarak adlandırılmıyor. Kokuların temeli esanslardan oluşuyor. Bitki ve hayvansal kaynaklı özlerden elde edilen organik ve sentetik özler işlenerek esansiyel yağlara dönüştürülüyor. Örneğin, balinaların okyanuslarda yıllar içinde taşlaşan kusmukları bildiğiniz amber kokusundan başkası değil. Esansiyel yağlar, parfümler, bitki suları (hidrosoller), kolonyalar günlük hayatta rastlanan sürülebilir kokuları oluşturuyor. Diğer yandan buhur, tütsü gibi farklı formlarda kokular da hala ortama koku vermek için günlük hayatta kullanılıyor. Parfümler ise temelde üç kategoride sınıflandırılıyor.

Parfüm Hakkında Merak Edilenler: EDP, ‌EDT ve ‌EDC Nedir?

Parfümler oluşturulurken sıkılabilir formda olması için içine alkol bazlı maddeler karıştırılıyor. En kaliteli bildiğiniz parfüm bile içinde zorunlu olarak alkol barındırıyor. Alkolsüz ürünler, püskürtülebilir şişelerde depolanamıyor, sıkılamıyor ve yağ olarak sürülebilir şişelerde kullanılıyor. Parfümlerin içerisindeki koku özleri oranı onların sınıflarını işaret ediyor. En yoğun parfümler “extrait de parfum” adıyla anılsa da yüksek maliyet ve fiyatlar nedeniyle bu parfüm türüne günlük hayatta pek rastlanmıyor. Extrait parfümler, %20 ile %40 arasında parfüm esansı konsantresi içeriyor. Piyasada “Eau de Parfum” olarak bilinen EDP parfümlerde ise %10 ile %25 arasında esans konsantresi yer alıyor. EDT (Eau de Toilette) ürünler, %5 ile %15 arasında, EDC yani Eau de Cologne formundaki parfümler %5 ve daha az oranda parfüm özü içeriyor. Halihazırda kullanılan kolonyalar da genellikle EDC formundaki kokulardan oluşuyor. EDP parfümler en kalıcı kategoriyi oluştururken sırayla EDT ve EDC parfümlerin tende kalma süresi kısalıyor. En yoğun, kalıcı ve sillage, yani geçilen yerde iz bırakma etkisi yüksek kokular EDP’ler oluyor. Parfümlerin şişe ve kutularının üzerinde EDP, EDT ve EDC ibarelerini görebilir, seçimlerinizde parfüm oranını baz alabilirsiniz.

Her parfüm, kokusunda saatler süren bir yolculuk taşıyor.

Kokuları tedavi edici değil, destekleyici unsurlar olarak kullanarak kokuya yaşamınızda daha çok yer açabilirsiniz.

Parfümlerin de Notaları Var

Parfümleri notalar oluşturuyor. Koku kompozisyonları üç aşamalı notalarla tamamlanıyor. Alt, orta ve üst notalar; baz/dip, kalp ve tepe notalar olarak da adlandırılıyor. Bir parfümü sıktığınızda ilk anda duyduğunuz koku ile saatler sonunda tende kalan arasında fark olduğunu görebilirsiniz. İlk anda duyulanlar üst notaları, ortalama yarım saat kadar sonra tende hissedilen orta notaları, son olarak tende izi sürülenler ise alt notaları tanımlıyor. Uzman burunlar ve parfümörlerce ince ince tasarlanan her parfüm, kokusunda saatler süren bir yolculuk taşıyor. Üst ve orta notalarda bitki kokuları, meyveler ve çiçeklere rastlanırken bazı notalar kalıcılık sağlayan odunsu ve hayvansal notalardan oluşuyor. Sandal ağacı, amber, misk, paçuli, sedir ve vanilya ile alt notalarda karşılaşabilirsiniz. Bir parfümü ilk sıktığınızda teninizdeki kokusunu sevebilir ancak alt notaların tenle uyumundan hoşlanmayabilirsiniz veya tam tersi üst notaların yaşattığı heyecanın çok daha fazlasını saatler sonraki kokuda bulabilirsiniz.

Parfüm Her Tende Farklı Kokar

Parfümlerin tendeki kokusu birçok değişkenle belirleniyor. Kullanıcıların gözlük kullanıp kullanmaması, yeme içme alışkanlıkları, tütün mamulleri tüketimi, saç uzunluğu gibi birçok faktör tendeki kokunun salınımını etkiliyor. Günlük içilen süt, sigara ve baharat tüketim miktarı tenin kokusunu belirliyor. Genel bilinenin aksine beyaz veya esmer tenli olmanın koku için önemi bulunmazken cilt tipi kokunun tendeki duruşuna direkt etki gösteriyor. Yağlı ciltler kokuyu daha uzun süre taşırken, kuru ciltlerde koku kalıcılığı azalıyor. Cildin pH derecesi, hamilelik, regl dönemleri, su tüketiminin azlığı, demir eksikliği, şeker hastalığı gibi fizyolojik faktörler de kişilerin ten kokusunu değiştiriyor. Herkesin kokuya baz olacak ten kokusu farklı olduğu için parfümün de her tende aynı kokuyu vermesi beklenmiyor. Bir kişide çok beğendiğiniz parfümü kendi teninizde sevmeyebilir veya başkasının kalıcı bulduğu kokunun teninizde hemen uçtuğunu deneyimleyebilirsiniz. Koku seçimi yaparken burun beğenisine odaklansanız da ten seçimini de ihmal etmemelisiniz. Parfümü muhakkak teninizde denemeli ve saatler içinde kokunun değişimine tanık olmalısınız. Bir parfüm mağazasında kokuyu sürdükten sonra ortalama üç saat bekleyerek ara ara kokuyu yeniden duymaya çalışmalısınız.

Erkek parfümlerinde sıklıkla kullanılan odunsu esansların liderlik ve öz güven için destekleyici etkisi olduğuna inanılır.

Doğru Koku Seçimi İçin Parfüm Testinin İncelikleri

Parfüm seçerken kullanılan ve doğru sandığınız birçok alışkanlığın yanlış olduğunu bilmelisiniz. Öncelikle kokuların cinsiyeti bulunmuyor. Şirketlerin pazarlama stratejileri gereği ürettiği etiketlere uymayabilirsiniz. Çok beğendiğiniz bir koku olduğunda cinsiyet fark etmeksizin kokuyu almalısınız. Parfümleri kağıt üzerinde denemek doğru referanslar vermiyor. Kağıt, kokunun şişedeki kokusunu duymanızı sağlıyor. Oysa teninizde kullanacağınız kokunun cildinizdeki izlenimi bambaşka olabiliyor. Parfümü teninizde denemelisiniz. Kokular arasında geçiş yaparken kahve koklamanın en sık yapılan yanlışlardan biri olduğu uzmanlarca ifade ediliyor. Parfümleri denerken burnunuz yorulabiliyor, bu durumda açık havada birkaç dakika derin nefes almalısınız. Kahve gibi yoğun kokular burundaki koku reseptörlerini bloke edeceğinden doğru seçim yapamazsınız. Koku denemek için uyandıktan 4-5 saat sonrasını, öğle saatlerini tercih etmelisiniz. Burnunuzun açıldığı, henüz yorulmadığı saatlerde en doğru seçimi yapabilirsiniz. Ayrıca yaz aylarındansa, kış mevsiminde daha doğru kokuları bulabilirsiniz. Sıcak hava da burnu yoran etkenlerden birini oluşturuyor.

Kokuların Destekleyici Etkisini Deneyimleyin

Parfüm seçerken kokuların etkisinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Özellikle organik esanslardan yapılan parfümlerde bitkilerin etkisi de deneyimleniyor. Lavantanın rahatlatan ve kan portakalının konsantrasyon artıran gücü, yoğun esans kullanılan kokularda kullanıcılar tarafından tecrübe edilebiliyor. Erkek parfümlerinde sıklıkla kullanılan odunsu esansların liderlik ve öz güven için destekleyici etkisi olduğuna inanılırken vetiverin notasının ise karizmatik bir izlenim bırakmak için tercih edildiği gözleniyor. Huzur için gül kokularını, sezgileri kuvvetlendirmek ve düzenli uyku için biberiye özlerini, yaratıcılığı artırmak için turunçgil esansları taşıyan parfümleri tercih edebilirsiniz. Kokuları tedavi edici değil, destekleyici unsurlar olarak kullanarak kokuya yaşamınızda daha çok yer açabilirsiniz.

Afrodizyak Etkili Parfüm Efsanesi Gerçek mi?

Parfüm tanıtımlarında sıklıkla afrodizyak etki unsurlarına yer veriliyor. Libidinal enerjinin artışını sağladığı iddia edilen parfümler, koku uzmanlarınca bilinenin aksine dolaylı etki ile açıklanıyor. Feromon içerdiği iddia edilen kokular bulunsa da insanlarda feromonu algılayacak bölgenin evrim sürecinde yok olduğu biliniyor. Diğer bir deyişle, parfüm feromon içerse de karşıdaki kişi o kokuyu algılamadığı için koku işlevsiz kalıyor. Ancak insanlara cinselliği çağrıştıran doğal kokuların afrodizyak etkisinden bahsedilebiliyor. Örneğin, yasemin kokusu insan tenine en yakın kokulardan biri olarak biliniyor ve yasemin kokusu kullanılarak cinsel bir çekim oluşturulabiliyor. Misk gibi hayvansal kokular da cinsel isteği artırarak beklenen afrodizyak etkiyi verebiliyor.

Yaz Kış Aynı Kokuyu mu Kullanıyorsunuz?

Yaz aylarında, sıcak havada hafif kokuların hissedilmesi zorlaşıyor. Bu nedenle sıcak ülkelerde yaşayan insanların daha yoğun kokulara yöneldikleri biliniyor. Oysa burnun yorulmaması adına yaz aylarında daha hafif kokuların tercih edilmesi öneriliyor. Hatta aynı marka ünlü parfümlerin, Fransa yapımı olanları daha yoğun planlanırken Dubai üretimi olanların sıcak havadan ötürü daha hafif tasarlandığı biliniyor. Yaz aylarında burnunuzun rahat etmesi için çiçek, turunçgil ve yeşil notaların ağırlıkta olduğu kokuları tercih edebilirsiniz. Kış mevsiminde ise kısmen daha yoğun özleri kullanabilirsiniz. Baharatlı, odunsu ve oryantal kokuları kış aylarında kullanarak kendiniz rahat hissedebilir, çevrenizdeki kişileri de yoğun kokuya maruz bırakmadan hoş bir esinti yaratabilirsiniz.

Doğru Kullanımla Daha Etkili Kokular Elde Edebilirsiniz

Parfümler vücudun nabız noktalarına sıkılıyor. Dirsek içleri, bilekler, boyun, kulak arkası ve diz arkası parfüm sürmek için en uygun bölgeler olarak biliniyor. Ancak bileklere sürülen parfümün bilekler ovuşturularak ısıtılması üst notaların hızla uçmasına ve koku moleküllerinin parçalanmasına neden olduğu için önerilmiyor. Yine çok yağlı ciltlere sahip kişilerin kulak arkasına parfüm sürmesi de yanlış bulunuyor. Cildin en yağlı alanı olan bölge aşırı yağlı ciltlerde iyice temizlendikten sonra kokulandırılıyor veya koku sürülmesi tercih edilmiyor. Eğer etek giymeyi planlıyorsanız yürüdükçe arkanızda esinti bırakması için kokunuzu diz arkalarına sürebilirsiniz. İkonik isimlerin yıllar evvel sansasyon yaratan parfüm sürme önerilerine de mesafeli durmalısınız. Parfümü havaya sıkarak koku bulutu oluşturma ve o bulutun içinden geçerek kokuyu taşıma girişimleri kokuyu direkt tene uygulama kadar başarılı sonuç vermiyor. Ancak ilginç bir deneme olarak dilerseniz bu ritüele de hayatınızda yer verebilirsiniz. Gündüz ve gece farklı kokular kullanmak istiyorsanız iki koku arasında direkt geçiş yapmamalısınız. Gece kokunuzu sürmeden önce mutlaka duş almalı ve kıyafetlerinizi değiştirmelisiniz. Karışan iki güzel esans her zaman hoş bir koku ortaya çıkarmayabiliyor. İki klasik parfümü üst üste sürerek asla kullanmak istemeyeceğiniz bir karışım da elde edebilirsiniz.

Küçük Tüyolarla Parfümün Kalıcılığını Artırmak Mümkün

Parfümün kalıcılığını artırmak için kullanıcılar farklı yöntemler kullanabiliyor. Parfüm setlerinde yer alan yan ürünlerle kokuyu pekiştirebilirsiniz. Parfümle aynı kokudaki sabun, deodorant, duş jeli ve losyonlarla beraber kullandığınız parfümlerin kokularını çok daha uzun süre hissedebilirsiniz. Eğer yan ürün mevcut değilse; kokusuz deodorant, sabun gibi ürünler seçerek kokunun net algılanmasını sağlayabilirsiniz. Özellikle kuru ten, ciltte kokunun uzun süre kalmasına mani oluyor. Cildi yağlı olmayan kişilerdenseniz kokuyu süreceğiniz alanlara kokusuz losyonlar uygulayarak bölgeyi nemlendirebilir ve kokunun daha uzun süre ciltte kalmasına yardımcı olabilirsiniz. Giyilecek kıyafetlerin kokuyu taşıması için koku ile nemlendirilen pamuklar veya yünlü kumaşlar da çekmecelere yerleştirilebiliyor.

Parfümün Ömrünü Uzatacak Saklama Önerileri

Ufak noktalara dikkat ederek parfümleri doğru koşullarda saklayabilirsiniz. Öncelikle parfümlerin orijinal kutularını atmamalısınız. Parfümün ısı, ışık ve nemden uzak kalması gerekiyor. Parfümü kullandıktan sonra kutuya koyarak karanlığı sağlayabilir veya kapaklı dolaplarda parfümü saklayabilirsiniz. Isı kaynaklarından, soba, pencere ve kaloriferlerden kokuları uzak tutmalısınız. Bazı kullanıcılar ise kokuları buzdolaplarında saklamayı uygun görüyor. Parfümlerin alkol ile ilk karıştırıldıklarında buzdolabında bekletilmesi gerekiyor ancak hazır satın alınan kokuların buzdolabı gibi soğuk alanlara konulması koku moleküllerini bozacağı için asla önerilmiyor. Parfüm tasarımındaki birkaç saatlik soğutma ritüelinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanan bu alışkanlıktan hemen vazgeçmelisiniz. Parfümler için ideal saklama için oda sıcaklığını tercih edebilirsiniz. Nem de parfümleri bozan bir diğer etken oluyor. Parfümlerin yoğun nemli ortamlardan uzak tutulması ve kapağının sürekli kapalı tutulması gerekiyor. Parfümlerinizi doğru koşullarda saklayarak ömrünü 18 aya kadar uzatabilirsiniz.

Parfüm ve kokular hakkında daha fazla bilgi için kaynak kitap ve filmlerden destek alabileceğiniz gibi Türkiye’deki ünlü koku uzmanlarının workshop’larına da katılabilirsiniz. Doğru noktalara dikkat ederek teninize ve burun zevkinize en uygun kokuyu seçebilir, parmak iziniz kadar özgün olacak vazgeçilmez kokunuzu bulabilirsiniz. Dünyaca ünlü parfüm markaları ve en özel parfüm ürünleri için Hepsiburada’yı tercih edebilirsiniz.