Spora Yeni Başlayanlar İçin Hayatta Kalma Rehberi

Gününüzün yarısını ofiste geçiriyor ve hareketsizlikten mi şikayet ediyorsunuz? Günlük yaşamın koşuşturmacasından sıkıldınız ve hayatınıza renk mi katmak istiyorsunuz? Son dönemde kilo almaya başladığınızı ve vücut formunuzun değiştirdiğini mi farkettiniz? O halde sizin zaman kaybetmeden spora başlama zamanınız geldi demektir. Spora başlamaya karar verdiğiniz anda kendinize ve sağlığınıza yapacağınız yatırım da başlamış oluyor. Fakat tam olarak bu noktada dikkat etmeniz gereken önemli bir husus var. Hareketsiz bir yaşamın ardından aniden spora başlayan kişiler, kondisyon eksikliği ve vücudun spora tam olarak hazır olmayışından kaynaklanan sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu sebepten spora başlama sürecinde öncelikle kendi kondisyon durumunuza uygun bir plan yapmanız gerekiyor.

Yoğun çalışma temponuz sebebiyle uzun zamandır spor seanslarından ayrı kaldınız veya hayatınızda hiç spor yapmadınız ve nereden başlayacağınıza dair hiçbir fikriniz yok. Hiç önemli değil! Doğru bir antrenman planı, profesyonel bir destek ve sağlıklı beslenme metodlarıyla siz de spor salonlarının demirbaşlarından biri, ağırlık antrenmanlarının yıldızı ve hatta pilates derslerinin aranan yüzü olabilirsiniz. Nasıl mı? Gelin sporu hayatınıza nasıl dahil edebileceğinizi birlikte keşfedelim.

Kendinize iyi bir rehber edinin.

Vücudunuzun ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş bir egzersiz planı ile sağlıklı ve fit bir bedene kavuşmanız hiç de hayal değil.

Fiziksel durumunuza, kondisyon seviyenize ve beklentilerinize göre hazırlanmış bir egzersiz planı, spor hayatınızın ilk adımı olacaktır. Öncelikle yapmanız gereken hangi spor dalına yöneleceğinize karar vermek. Sahil kenarında mis gibi havayı soluyarak koşu mu yapacaksınız? Arkadaşlarınızı toplayıp basketbol turnuvaları mı düzenleyeceksiniz? Ağırlık çalışarak kas gelişiminize odaklanıp spor salonlarının tozunu mu attıracaksınız? Yoksa fit ve sıkı bir vücut için pilates tutkununa mı dönüşeceksiniz? Hayatınıza dahil edebileceğiniz çok sayıda spor dalı bulunuyor. Kendinizi adayacağınız spora karar verdikten sonra size bu yolda destek olacak iyi bir rehber bulmak, sağlıklı bir spor yaşamı için en kritik noktalardan biri. Seviyenizi kademe kademe yükselten, vücudunuzun ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş bir egzersiz planı ile sağlıklı ve fit bir bedene kavuşmanız hiç de hayal değil. Egzersiz planınızı oluşturmak için bir kişisel antrenörle çalışabilir veya bilgi donanımına güvendiğiniz bir yakınlarınızdan destek alabilirsiniz.

Gerekli ekipmanları edinmeden işe girişmeyin.

Spora başlarken en sık yapılan hatalardan biri ne yazık ki gerekli ekipmanları edinmeden işe girişmek oluyor. Örneğin bir 10k koşusuna katılacaksınız. Fakat o da ne? Ayağınızda basketbol ayakkabısı var. İşte buna eklem rahatsızlıklarına göz göre göre davetiye çıkarmak deniyor. Basketbol ayakkabısı ile koşmanız, size fayda sağlamayacak; bilakis sağlam eklemlerinize zarar verecektir. Kendine özel dizaynı bulunan koşu ayakkabıları ise olası diz ve ayak bileği sakatlıklarından sizi koruyarak sağlıklı bir koşu egzersizinin önü açıyor. Bu doğrultuda yapmanız gereken, ilgileneceğiniz egzersiz türüne karar verdikten sonra ilk iş olarak ihtiyacınız olan ekipmanları edinmek olmalıdır.

Siz siz olun, ısınma ve esneme hareketlerini ihmal etmeyin.

İşte spora küstüren ihmallerden biri daha. Egzersiz saatiniz geldi ve koşa koşa spor salonuna gittiniz. 30 kiloluk bir ağırlık barının altına girdiniz ve squat yapmaya başladınız. Ne yazık ki bunun son spor seansınız olması kuvvetle muhtemel! İsterseniz onlarca kiloluk ağırlıkla çalışın; isterseniz de matın üzerinde hafif tempoda pilates hareket serilerini yapın. Hiç fark etmez! Egzersize başlamadan önce mutlaka vücudunuzu ısıtmanız ve antrenmana hazırlamanız gerekiyor. Aynı şekilde antrenman sırasında fazlasıyla çalışan ve gergin olan kaslarınızı antrenman bitiminde esnetmek kritik derecede önem taşıyor. Şüphesiz hiç kimse kaslarını geliştirmek ve fit bir vücuda sahip olmak isterken kendini sakatlamak istemez. O halde olası sakatlıklardan kaçınmak için ısınma ve esneme hareketlerini antrenmana dahil etmeyi ihmal etmemelisiniz. Ayrıca unutmayın ki antrenman sonunda yapılan esneme hareketleri, ham olan vücutta yoğun egzersiz sebebiyle oluşacak ağrıları da minimuma indiriyor.

Sağlıklı beslenme formunuzu keşfedin.

Herkesin bildiği bir gerçek var ki ne kadar spor yaparsanız yapın sağlıklı beslenemediğiniz takdirde spor seanslarınız boşa harcanmış zamandan başka bir şey olmayacaktır. Fakat bu demek değil ki siz de herkes gibi tatlıdan uzak duracaksınız, ekmeğe elinizi sürmeyeceksiniz. Vücudunuzun her türlü besin kaynağına ihtiyaç duyduğunu unutmayın. Abartılı porsiyonlardan uzak durmanız, spordan önce ve sonra tüketeceklerinizi iyi seçmeniz ve öğün atlamamanız, kendinize sağlıklı bir beslenme formu yaratmak için dikkat edeceklerinizin başında geliyor. Vücudunuzun ihtiyaçlarına yönelik bir beslenme planı oluşturmak için bir diyetisyenden profesyonel destek almak, alabileceğiniz en garanti önlemlerden biri. Diyetisyeninin sizin için belirlediği beslenme programını spor seanslarınızla paralel uygulamalı, aksi bir durum olmadıkça programınıza sadık kalmalısınız.

Ve altın kural: Kimse ile yarışa girmeyin.

Hemen o ağırlık barını yere bırakın ve eğitmeninizin belirlediği plana sadık kalmayın öğrenin.

Israrla unutulan noktalardan biri de her vücudun kondisyon durumunun farklı olduğu. Yukarıda da bahsedildiği gibi antrenman planı, kişiye özeldir ve onun ihtiyaçlarına göre hazırlanır. Mevcut egzersiz planınızda 10 kilogramlık ağırlıkla çalışmak varsa, programınıza sadık kalıp 10 kilogramlık ağırlıkla devam etmelisiniz. Ama o da ne? Yanınızdaki kişi, 20 kilograma geçmiş bile! Siz neden bekliyorsunuz ki? Bu şekilde düşünürseniz nakavt olmanız yakındır. Hemen o ağırlık barını yere bırakın ve eğitmeninizin belirlediği plana sadık kalmayın öğrenin. Unutmayın; yarıştığınız tek kişi kendiniz olmalıdır. Sizinle aynı seviyede olmayan veya aynı spor geçmişi bulunmayan kişilerle kendinizi kıyaslarsanız yanlış kararlar vermeniz olasıdır.