Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı'na damgasını vuran yazarlardan biri olan Peyami Safa üslubu, tarzı ve işlediği konular ile oldukça ayrı bir yere sahiptir. Kendisi gibi edebiyatçı olan ve Servet-i Fünun döneminin yazarlarından biri olan İsmail Safa'nın oğlu olarak 1899 yılında dünyaya gelmiştir. Hayata talihsiz bir başlangıç yapan Safa; yalnızca 2 yaşındayken babası hayata veda etmiş ve annesi ile baş başa bir hayat sürmeye devam etmiştir. Peyami Safa bu hazin olayın ardından ise ilk gençlik yıllarını kabusa çevirecek olan bir kemik hastalığına tutulmuş ve hayatındaki bu iki dönüm noktası usta yazarın kalemine büyük oranda etki etmiştir. 

Küçük yaşta yetim kalışının ardından amansız bir hastalık ile burun buruna gelen Peyami Safa öğrenim hayatını yarıda bırakarak çalışma hayatına atılmıştır. Öğretmenlikten posta telgraf memurluğuna kadar uzanan çeşitli mesleklerde çalıştıktan sonra gazeteler için yazı yazmaya başlamış ve böylelikle edebi hayatı ile gazetecilik hayatı paralel olarak yükselmiştir. 

Çeşitli gazeteler için seri hikâyeler yazan Safa, 20. Asır Gazetesi'ni çıkarmış ve bu gazetede yayınladığı Asrın Hikayeleri ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Server Bedi takma ismi ile yazılarını yayınlayan yazar, özellikle polisiye bir seri olan ve akıllı bir hırsız ile onu yakalamaya çalışan komiser arasında gelişen olayları ele aldığı Cingöz Recai hikâyeleri ile büyük beğeni toplamıştır. Gazetecilik hayatına uzun süre devam etmiş, daha sonra ise romanları ile Türk Edebiyatı'ndaki unutulmaz yerini almıştır. 

Peyami Safa eserleri Türk psikolojik romanının ilk örnekleri arasında yer almıştır. Yazarın, kendi dönemine kadar neredeyse hiç denenmemiş bir tarzı olması, sürükleyici olay akışı ve hikâyenin okuyucuyu içine alan üslubu, okuyanları kendine hayran bırakmaya yetmiştir. Özellikle ilk gençlik yıllarından esinlenerek yazdığı düşünülen ve bu nedenle otobiyografik bir özellik taşıyan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanı yazarın baş yapıtı haline gelmiştir. 

Amansız bir kemik hastalığı ile başa çıkmaya çalışan ve bu esnada gençlik ateşi ile aşkı bulan genç bir adamın hikayesinin anlatıldığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, bireyin iç çatışmalarını açık ve net bir şekilde ortaya koyması bakımından oldukça özel ve alanında öncü bir eser olma özelliği taşımaktadır. Psikolojik tahlillerin yoğun olarak kullanıldığı Peyami Safa kitapları arasında her yönü ile kusursuz bulunan eser, aynı zamanda toplumsal sınıflar arasındaki farklara da dikkat çekmektedir. 

Safa'nın sıklıkla işlediği konulardan bir diğeri de doğu ve batı arasında bocalayan insanlardır. Osmanlı Devleti'nin sonu, Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşamış olan yazar bu önemli geçiş sürecini işlemeyi tercih etmiştir. Cumbadan Rumbaya ve Fatih Harbiye gibi romanlarında batı ile doğunun karşılaştığı durumları büyük bir ustalıkla işlemiştir. Toplum içinde meydana gelen bu bocalama sürecinde aşklar ve aile bağları çerçevesinde son derece etkili bir dünya anlatmıştır. Dönemin toplumsal hareketlerini görmezden gelmediği gibi bireyin iç dünyası ile de yakından ilgilenerek çok yönlü edebiyatını doruklara taşımayı başarmıştır. 

Talihsiz başlayan hayatını edebiyat ile güzelleştiren ve eserleri ile okuyucuları peşinden sürükleyen Peyami Safa, hayatının sonunda da talihsiz bir şekilde oğlu Merve'yi erken yaşta kaybetmiştir. Bunun üzerine oldukça ciddi bir bunalıma giren yazar daha fazla acılarına dayanamayarak hayata gözlerini yummuştur. 

Peyami Safa, kitapları ile nesillerce okunmuş önemli bir yazar olarak ölümsüzleşmiştir. Kitapları dizi ve filmlere sıkça konu olmuştur. Kendinden çok sonraları bile ismi anılmaya devam etmiştir, üstelik eserleri halen klasik sayılmakta olup tarz ve üslubu ile kendinden sonra gelen pek çok yazarı da etkilemiştir. 

Peyami Safa

72 ürün var
  1. Yazar
  2. Fiyat Aralığı
    -
  3. Fırsat Ürünleri
  4. Ürün Puanı
  5. Basım Dili
  6. Boyut
  7. Satıcı A-Z
DSACategoryId/60000224/80295174/80296075
BAŞA DÖN