Ürün, kategori veya marka ara
ARA
Loading interface...
Loading interface...
Loading interface...
Doğan Kitap
Sarık ve İstanbulin - Jean - François Solnon

Sarık ve İstanbulin - Jean - François Solnon

Doğan Kitap
Bu ürün şu an satılmamaktadır.
%
Loading interface...
DSACategoryId/60001501/2147483645/1501689/9939/1510777
Sarık ve İstanbulin - Jean - François Solnon
Tarihçi Jean-François Solnon, XIV. yüzyıldan XX. yüzyıla 
dek, Osmanlılarla Hıristiyan Avrupa’nın ortak tarihini, 
kültürel alışverişini ve zaman içinde birbirleri hakkında değişen algılarını inceliyor.
Osmanlı İmparatorluğu ile Hıristiyan Avrupa’nın arasındaki büyük savaşlar iki tarafta da iyi bilinir: Konstantinopolis’in fethi, Viyana Kuşatması, İnebahtı Savaşı… Ancak sultanın tebaası ile Hıristiyanlar arasında yalnızca çatışma ve 
silahlardan ibaret bir ilişki yoktu.

Tarihçi Jean-François Solnon, XIV. yüzyıldan XX. yüzyıla dek, Osmanlılarla Hıristiyan Avrupa’nın ortak tarihini, kültürel alışverişini ve zaman içinde birbirleri hakkında değişen algılarını inceliyor. Bu ilişkinin siyasi ve askeri kaygıların yanı sıra elçilik heyetleri, sanatçılar ve seyyahlarla belirlendiğini ortaya koyup aradaki çatışmanın ve karşılıklı hayranlığın zengin tarihini anlatıyor.        



Bilmeyenler için önce tanımını aktarmalı. İstanbulin, sözlüklerde “Tanzimat döneminden Meşrutiyet dönemine değin kullanılan, yakası kapalı bir redingot türü” diye geçiyor. Redingot ise, resmi tören ya da toplantılarda giyilen, etekleri uzun, arkası yırtmaçlı çift sıra düğmeli erkek ceketi. Yani “Batılılaşma’nın” sokaktaki adama kadar etki ettiği büyük reformların devreye girdiği Tanzimat dönemi (aydınlarının, alafranga züppelerinin) alamet-i farikalarından biri. Herkes toplantıya ya da törene gitmese de, “Batılılık seviyesini ispat için” redingotla Beyoğlu’na, mesire yerlerine giderdi. Dönem yazarlarının da altını çizdiği üzere Batı’ya hayrandılar. Peki Batı Osmanlı’ya hayran mıydı? Yoksa “şanlı ceddimiz”den fena halde korkuyorlar mıydı? Avrupalı/Batılı olmak adına kılık kıyafetini bile değiştiren Osmanlı bu haliyle Batı’yla karşı karşıya geldiğinde Avrupa’nın zihninde uyanan ilk düşünce neydi peki? Topkapı Sarayı Müzesi’ne gidip hediyeleri gören birçok ziyaretçi de bu soruyu soruyordur. Avrupalılar korktukları için mi bu hediyeleri gönderiyorlardı, yoksa hayran oldukları için mi? Belki de tamamen göz boyamak için? ‘Ay çöreği’nin hikâyesinin gerçek sebebi neydi meselâ? Korku mu, hayranlık mı, yoksa yüzlerce yıl adını duydukları Türkleri ilk defa gören sıradan halkın, bu tarihi anı ölümsüzleştirmek için kendince kullandıkları bir nişane mi? Yani akademik ve entelektüel dünyanın Doğu-Batı sorunsalına bu kadar kafa yormaları boşuna değil. Solnon, Osmanlı ve Avrupa’nın / Doğu ve Batı’nın bir araya geldiği anların ve yarattığı etkinin tarihini anlatıyor ‘Sarık ve İstanbulin’de. Çatışma mı, hayranlıkt mı sorularını yanıtlıyor. Hem de ne yanıtlamak! Roman akıcılığında bir tarih kitabı

Çağlayan Çevik
Bir Paragraf
Fiyat Satıcı Kargoya Veriliş Tarihi
%
Ekstra indirimli fiyat
Başa dön