ÜST

Arkeoloji meraklılarını tarih ve bilimde buluşturan 7 büyüleyici keşif

Arkeoloji bilimini ve arkeolojik keşifleri her zaman çok etkileyici bulmuşumdur. Ancak bu keşiflerin günümüzde kullanılan birçok teknolojiye öncülük ettiğini öğrenmek daha da büyüleyici. Arkeolojik keşif denildiğinde aklımıza ilk gelenler belli başlıları oluyor tabi. Mısır piramitleri, ülkemizde de pek çok örneği bulunan antik tiyatrolar, hamamlar, Stonehenge kalıntıları… Bu büyülü dünya sadece bulunan büyük kalıntılarla sınırlı değil… Özellikle eski medeniyetlerin yoğunlaştığı belli bölgelerde her dönem yeni ve heyecan verici bir şeylerin gün yüzüne çıkması an meselesi. Arkeoloji meraklılarını tarih ve bilimde buluşturan 7 büyüleyici keşfi sizler için inceledik.

Antik Yunan’da yaşamış Minos Medeniyeti’ne ait merkezi ısıtma sistemi

arkeoloji

Yunanistan çok eski medeniyetlere ev sahipliği yaptığı için arkeolojik buluntular bakımından çok zengin bir bölge. Yunanistan’da bulunan kalıntılardan biri olan Knossos antik kentinde yapılan kazılar, arkeoloji meraklılarını heyecanlandıracak keşiflerden birine sebep olmuştu. Kazıda M.Ö 2700-1400 yıllarında yaşamlarını sürdürmüş olan Minos medeniyetine ait silindir şeklinde, yarım daire çatısı olan yapılar keşfedildi. Bunun bilim dünyası açısından şaşırtıcı yanı ise ta o zamanlarda düşünülen merkezi ısıtma sistemi oldu. Zeminin altında yerleştirilen ısıtma sistemi sayesinde bütün bina ısınabiliyordu. Düşünsenize 21. yy’da bile pek çok insanın sahip olmadığı bu konfora M.Ö 2700 yılında sahip olan insanlar vardı.

Arkeolojik keşifleri gezerken hep Indiana Jones gibi mi olmak istediniz? İşte size yazlık versiyonu. Horizon Şapka ile filmlerden çıkmış gibi dolaşacaksınız!

İçecek otomatını kim buldu?

arkeoloji

Günümüzde sık sık kullandığımız içecek otomatlarının antik tapınaklarda da kullanıldığını biliyor muydunuz?  Mısır’da yaşayan İskenderiyeli Heron’un icat ettiği bu otomatlar çoğunlukla kutsal su vermesi için kullanılıyor ve bir demir parayla çalışıyordu.

M.S 1 yy’da yaşayan İskenderiyeli Heron, bugün kullandığımız pek çok şey gibi içecek otomatını da icat etti. Bir dönem bu otomatlar unutulduysa da 19. yy’dan itibaren tekrar kullanılmaya başladı.

Eski mekanik sistemlere meraklıysanız İstanbul Cezeri Müzesi’nin sayfasından eski dönemlere ait bazı otomat örneklerini inceleyebilirsiniz.

Antik Yunan’da 1. yy’da keşfedilen otomatik kapı

arkeoloji

Günümüzde kullandığımız birçok şeyin icadında imzası bulunan İskenderiyeli Heron’un bir başka buluşu da bugün özellikle alışveriş merkezi, hoteller, hastaneler gibi büyük binalarda kullanılan otomatik kapılardı. Sıcak havayla çalışan bu mekanizmayı arkeolojik kazılar ortaya çıkardı. O dönemin tapınaklarında kullanılan bu teknoloji günümüzde çok sıradan gözükse de dönemi için hayli parlak bir buluş olsa gerek.

Metropolis’in 1500 yıllık lüks hamamı

Geçtiğimiz yıl İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis kazılarında Balneum adı verilen özel bir hamam bulundu. Bu hamamın en önemli özelliği temiz ve kirli suyun birbirine temas etmeden geçmesini sağlayan bir mühendislik harikası olması. Yeni keşfedilen bu antik hamamın günümüzden 1500 yıl önce mekânın yerden ve duvardan ısıtıldığını gösteren eşine az rastlanır bir sisteme sahip. Yapı, MS 400-500 yıllarına ait olmasına rağmen bu yapıda çalışanların ileri düzeyde mimarlık ve mühendislik bilgisine sahip olduğunu gösteriyor. Tubuli adı verilen bu sistem bugün için bile çok gelişmiş bir sistem olarak kabul ediliyor.

Bu kalıntıları görmeye giderken güneşten etkilenmemek için mutlaka yanınıza Bioderma Photoderm Max Aquafluide 50 faktör güneş kremini alın. Keşiflerin tadını ancak böyle çıkarabilirsiniz.

Afrika dışındaki en eski Homo sapiens kalıntısı

Her yeni gün yapılan keşiflerle insanlık tarihinde yeni bilgiler açığa çıkıyor. Yakın zamanda modern insanın atası sayılan Homo sapienslerin Afrika’dan Avrupa’ya tahmin edilenden çok daha önce geçtiğini gösteren arkeolojik bir keşif yapıldı. Yunanistan’da bir mağarada ilk olarak bulunan kafatasının 170 bin yaşında olduğu fakat Neanderthal’e ait olduğu tespit edildi. Bilim insanlarını asıl şaşırtan buldukları ikinci kafatasıydı. İlkinden en az 40 bin yıl daha yaşlı olduğu tespit edilen diğer kafatasının bir Homo Sapiens’e ait olması. 210 bin yıllık olduğu tespit edilen ve Apidima 1 adı verilen kafatası Afrika kıtası dışında ve dolayısıyla Avrupa’da bulunan en eski Homo Sapiens kalıntısı olarak literatüre geçti.

Filipinlerde yeni insan türü keşfedildi

Filipinler’in en büyük adası Luzon’daki Callao Mağarasında, yaklaşık 67.000 yıl önce modern insanlarla aynı zamanda yaşamış yeni bir insan türü bulundu. Mağarada bulunan insan fosillerinin arasında bulunan küçük azı dişleri, bu insanların küçük olduğunu gösteriyor. Kavisli el parmakları ve ayak baş parmakları nedeniyle bilim insanları bu atalarımızın ağaçlara tırmandıklarını düşünüyorlar. Homo Luzonensis adı verilen bu türün dünyanın çok sayıda arkaik insanın yaşadığı ve Homo Sapiens’in Güneydoğu Asya’ya ilk ayak bastığı zamanlarda yaşadığı öngörülüyor.

Arkeoloji ile ilgili keşiflerde Göbekli Tepe’yi saymadan geçemeyiz…

Arkeoloji ve tarih meraklılarının bir süredir bildiği Göbekli Tepe, Atiye dizisiyle birlikte daha fazla gündeme geldiyse de birçok kişi için hala gizemini koruyor. Mısır piramitlerinden 9000, Stonehenge’den 6000 yıl önce inşa edilen Göbekli Tepe, insanlığın yerleşik hayata geçtiğini belirleyen en eski yapı olarak tarihteki yerini aldı. Uzmanlarca MÖ 10.000’li yıllarda inşa edildiği söylenen ve geç avcı-toplayıcı topluluklara ilişkin algımızı değiştiren Göbeklitepe arkeolojik devrim olarak nitelendiriliyor.

Tarihi heyecanlı buluyor ve insanoğlunun icat etme merakıyla ilgili yeni bilgiler edinmek istiyorsanız, yakın dünya tarihindeki mucitleri ve bilim insanlarını anlatan “Tarihin büyük mucitleri” başlıklı yazımızı çok seveceksiniz.