Yapay Zeka Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?

Son zamanlarda adını oldukça sık duymaya başladığımız yapay zekâ, teknoloji platformlarının hararetli tartışmaları arasında zirveye yerleşiyor. Yapay zekânın, ilerleyen zaman içerisinde insanlığa neler getirip ondan neler götüreceği, sonuçlarının iyi mi yoksa kötü mü olacağı henüz bir muamma olmaktan öteye geçemiyor. Kimilerine göre yapay zekânın gelişmesi, beraberinde olağanüstü bir ilerlemeyi de getirecekken, kimilerine göre ise en basit anlamıyla, insanların işlerini ellerinden alacak robotlar ortaya çıkaracağı şeklinde algılanıyor. Bugünkü duruma bakıp, henüz gelişiminin çok başında olan yapay zekânın geleceğini sağlıklı bir biçimde tahmin etmek, elbette ki çok mümkün görünmüyor.

Yapay zekâ için pek çok tanım yapılıyor. Bunlardan en anlaşılır olanı, “insana ve insan zekâsına ait olan düşünme, öğrenme, sorun çözme, karar verme gibi fonksiyonları veya otonom davranışları yerine getirebilen işletim sistemi” şeklinde ifade ediliyor. Yapay zekâ ile temelde, insan düşünme yöntemi esas alınarak bilgisayarların da insanlar gibi düşünüp karar verebilmesi sağlanmaya çalışılıyor. İnsan tarafından çok hızlı olarak verilemeyecek kararlar, yapay zekâ tarafından son derece hızlı bir şekilde verilebiliyor. Yine insan tarafından kolayca çözülmesi zor olan karmaşık mantık süreçleri içeren problemler de yapay zekâ algoritmaları sayesinde son derece kısa sürede çözümlenebiliyor.

Yapay Zekânın Ortaya Çıkışı ve Çeşitleri

Yapay zekâ kavramı, ilk olarak Alan Turing tarafından ortaya atılan “Makineler düşünebilir mi?” sorusu üzerine ortaya çıkıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında şifre çözme maksadıyla oluşturulan cihazlar ile hayat buluyor. İnsan düşünce sistemini esas alan makineler ile başlayan gelişim süreci, bilgisayarların icat edilmesi sonrasında hızlanarak devam ediyor.

Yapay zekâ; reaktif, kısıtlı hafıza, zihin teorisi ve kendisinin farkında olan (bilinci olan) gibi türlere ayrılıyor.

Reaktif, diğer deyişle “tepkisel” yapay zekâ, en basit form olarak ifade ediliyor. Bu tür, etrafını algılayabiliyor ve buna göre davranışlar sergiliyor. Bilgileri kaydetme özelliği olmayan bu tür, tecrübe edinemiyor ve tecrübelere göre karar veremiyor. Sınırlı bir alanda uzmanlık sergileyebiliyor. Bu tür zekâya, satranç oynayan bilgisayarlar en belirgin örnek olarak gösteriliyor.

Kısıtlı hafıza, bilgi toplama ve bunları depolama özelliği içeriyor. Bu tür, elde ettiği yeni bilgileri, önceki bilgilerin üzerine tecrübe olarak ekliyor. Bu tecrübesini uygun kararlar vermek, doğru işlemler gerçekleştirmek için kullanıyor. Bu grup için ise sürücüsü olmayan araçlar örnek olarak gösteriliyor.

Zihin teorisi, insanların duygu ve düşüncelerini anlayabilen yapay zekâ türü olarak dikkat çekiyor. İnsanlara ait olan his, duygu, düşünce ve beklentileri algılayabiliyor ve insanlarla iletişime geçebiliyor. Diğer türlere göre henüz çok yeni olan bu tür, gelişmesini sürdürüyor.

Kendisinin farkında olan veya bilinci olan yapay zekâ türü, zihin teorisinin bir sonraki seviyesi olarak gösteriliyor. Bu zekâ türü, kendisinin farkında olabiliyor. Günümüz şartlarında yapay zekânın en uç noktası olan bu tür, bilinçli davranışlar sergiliyor; başkalarını anlayabiliyor, yorum yapabiliyor ve sonuçlar çıkarabiliyor.

Yapay Zekâ Hangi Alanlarda Kullanılıyor?

Kaynak: google

Yapay zekâ içeren cihazlar, insanların kolay bir şekilde çözemeyecekleri problemleri, sahip oldukları düşünebilme yetenekleri sayesinde rahatlıkla çözebiliyor. Henüz emekleme aşamasında olan yapay zekâ, özellikle insan beyni ve düşünme yapısı üzerinde elde edilen bulgulara paralel olarak gelişmesini sürdürüyor. Günümüzde yapay zekâ, pek çok alanda kullanılıyor ve bu alanlara gün geçtikçe yenileri de eklenmeye devam ediyor. Otomotiv sektöründen finans sektörüne, sağlık sektöründen üretim sektörüne kadar oldukça fazla uygulama alanı bulunuyor. Özellikle yazılım ve mekatronik sahasındaki gelişmeler, yapay zekânın ilerleyen zaman içerisinde çok daha fazla uygulama alanı bulacağını gösteriyor.

Yapay zekânın en fazla ilerleme kaydettiği alanlar olarak ses tanıma, görüntü işleme, doğal dil işleme ve muhakeme alanları sayılabiliyor.

Kaynak: google

Ses tanıma, aslında oldukça karmaşık bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Bu süreç; frekansın sese, sesin harfe, harflerin kelimelere ve kelimelerin de cümlelere dönüştürülmesi gibi zor aşamaları kapsıyor. Yapay zekânın bu alanı üzerinde uzun zamandır yapılan çalışmalar neticesinde bir hayli ilerleme elde edilmiş bulunuyor. Son yıllarda adını duyduğumuz Siri ve benzeri uygulamalar, insan sesini tanıyan, söylediği cümleyi anlayan, analiz eden ve bu analiz sonucunda elde ettiği komutları yerine getirebilen uygulamalar olarak dikkat çekiyor. Benzer şekilde, sesli yanıt sistemleri, ses tanıma temelli çalışan güvenlik sistemleri gibi alanlarda da ilerlemeler tüm hızıyla sürüyor.

Görüntü İşleme, insanın görme fonksiyonlarına benzer şekilde, kameralar tarafından algılanan görüntülerin, piksel bazında dijital verilere dönüştürülmesi esasına göre çalışıyor.

Elde edilen dijital veriler, yapay zekâ algoritmaları kullanılarak anlamlı hâle getiriliyor. Görüntü işleme, kullanılan hassas kameralar sayesinde, insan gözünden daha detaylı olarak analiz yapabilme ve tanıyabilme yeteneği sunuyor. Özellikle görüntülü güvenlik sistemlerinde yüz tanıma amacıyla kullanılan sistemler, her geçen gün daha fazla hassasiyet içeren özellikler eklenerek kullanılmaya devam ediyor. Bir başka uygulama alanı ise sağlık alanı ve bu alanda kullanılan teşhis ve tanı cihazları oluyor. Oldukça hassas ölçümler yapılabilen bu sistemler, sahip oldukları algoritmaları sayesinde yüksek doğruluk oranlarında tanı koyabiliyorlar.

Doğal dil işleme, yapay zekânın çok hızlı ilerlediği alanlardan birisi olarak dikkat çekiyor. Bu gelişmeler sayesinde, cümleler veya bir metin anlaşılıp, başka bir dile çevrilebiliyor. Bazı teknoloji firmaları, yazılı metinlerde sağlanmış olan bu başarıyı, sözlü alanda da yapabilmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Konuşmanın, gerçek zamanlı olarak istenilen başka bir dile çevrilmesini sağlayacak yapay zekâ uygulamalarının kullanılmaya başlanacağı günler çok uzak görünmüyor.

Bu tür teknolojik gelişmeler, popüler sosyal medya yazılımları tarafından da sosyal ağların takibi ve analizi konusunda başvurulacak önemli gelişmeler olarak görülüyor. Bu analizlerin neticesinde, bireylerin kullanım alışkanlıkları, alışveriş tercihleri, sosyal medya kullanım süreleri gibi pek çok yararlı veriye ulaşılabiliyor.

Kaynak: google

Muhakeme yani karar verme, yapay zekânın başarılı olduğu alanlardan birisi olarak gelişmeye devam ediyor. Özellikle derin öğrenme alanındaki gelişmeler, muhakeme alanındaki gelişmelerin de artmasına yardımcı oluyor. Muhakeme, geldiği seviye ile en çok askeri alanda kullanım imkânı bulabiliyor. Özellikle gelişmiş silah sistemlerinin düşman tanıma, ateşe karar verme gibi durumları için muhakeme algoritmaları kullanılıyor.

Yakın Gelecekte Yapay Zekâ Kullanılacak Alanlar

Kaynak: google

Ortaya çıkmasından itibaren hızlı bir gelişim gösteren yapay zekâ, ilerleyen süreçte de gelişimini aynı ivme ile sürdüreceğe benziyor. Bilgisayar ve robotik teknolojisinde elde edilen ilerlemeler, yapay zekâ kullanım alanlarını sürekli olarak artırıyor.

Sektörlerin hemen hepsi de yapay zekâdan faydalanacak şekilde araştırmalarını sürdürüyor.

Sürücüsüz araçlar, bu konuda ilk örnek olarak gösterilebiliyor. Zaten uzun zamandır üzerinde çalışılan ve bir hayli ilerleme de sağlanan bu alan, ilerleyen süreçte çok daha fazla kullanılır olmayı vadediyor. Sağlık alanında da çok yakın bir gelecekte yapay zekâ ile çalışan teşhis ve tedavi cihazları, hastaları takip eden ve sürekli olarak veri toplayan cihazlar, doktorlara asistanlık yapan robotlar görmemiz mümkün görünüyor. Eğitim alanında da kullanılabilecek olan yapay zekâ, öğrenim süreçlerini kişisel hâle getirerek daha verimli kılacak gelişmeler gösteriyor.

Bu tür gelişmeler, doğuracakları sonuçlar itibarı ile kısmen olumsuz değerlendirmelere maruz kalsa da yapay zekâ, geleceğin dünyasının önemli faktörlerinden biri olarak yerini şimdiden alıyor.