ÜST
en romantik

Gelmiş Geçmiş En Romantik 6 Roman

Sevgililer günü yaklaşırken aşkı en derinden hissetmenize yol açacak gelmiş geçmiş en romantik 6 romanı sizler için derledik. Şimdi arkanıza yaslanın ve geçtiğimiz yüzyılda, farklı ülkelerden, değişik yazarların kaleme aldığı en güzel aşk öykülerine gelin beraber göz atalım.

Anna Karenına – Lev Tolstoy

en romantik

Sadece en romantik romanlar arasında değil, gelmiş geçmiş en iyi romanlar arasında gösterilen Anna Karenina 1000 sayfayı geçkin epik bir destan niteliğinde.

Lev Tolstoy’un 1870lerde kaleme aldığı, tamamlanması dört yıl süren kitap, bir kadının yaşadığı yasak aşkı odağına alarak Rusya’daki sınıf çatışmalarını, sosyal normları ve toplumun iki yüzlü bakış açısını adeta bir dantel gibi ince ince işliyor.

Güzelliği ve nezaketiyle çevresinde ilgi odağı olan Anna Karenina’nın hayatı ağabeyi ile yengesinin aralarını düzeltmek için gittiği Moskova’da yakışıklı ve genç kont Vronski ile tanışması ile alt üst olur. Anna, aşkı önündeki engelleri kaldırmaya çalışırken kendisini annelik, aşk, evlilik, ihanet gibi kavramları da sorgularken bulur.

Modern romanın en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilen Anna Karenina, üzerinden bir yüzyıl geçse dahi güncelliğini daima koruyacak bir klasik eser.

Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishıguro

Başından sonuna tekinsiz bir atmosferde ilerleyen kitabında Kazuo Ishiguro Japan mistisizmi ile İngiliz rasyonalitesinin muhteşem bir karışımını sunuyor. Dünyadan izole, yatılı bir okulda öğrenciler arasında yaşananları odağına alan Beni Asla Bırakma, yarattığı imkansız aşk öyküsü ve sürpriz kurgusu ile romantik ve bilim kurgu romanı alanında klasiklerden biri oldu bile.

Aşk ve Gurur – Jane Austen

1813’teki ilk başarısından bu yana, Aşk ve Gurur İngiliz edebiyatındaki en romantik ve en popüler romanlardan biri olmayı sürdürüyor.  Zeki, komik ve başına buyruk kadın tiplemesinin ilk örneği olarak kabul edilen Elizabeth Bennett karakterinin epey varlıklı bir adam olan William Darcy ile çekişmeli ilişkisine odaklanan kitap Jane Austen’ın en fazla bilinen eseri.

Yanlış anlaşılmalar, gurur ve önyargının neden olduğu aksilikler silsilesi Jane Austen’ın tüm romanlarında olduğu gibi mutlu sonla bitiyor. Aşkın yanı sıra dönemin sosyal şartlarını da incelikle işleyen eser, feminizmin ayak seslerini hafiften hissettirmesi, birey ve toplum ilişkisini sorgulaması bakımından da büyük önem taşıyor.

Doğunun Limanları – Amın Maalouf

en romantik

Bir kitap düşünün ki can çekişen Osmanlı İmparatorluğu’nda öldürülen bir padişahın kızının öyküsü ile başlayıp oradan Filistin ve Lübnan’a uzanıyor, Fransa’da can bulduktan sonra İkinci Dünya Savaşının başlaması ile bambaşka bir sona evriliyor.

Tüm bu siyasi dalgalanmaları ve 20.yy’da Ortadoğu’da yaşananları Nubar ve ailesinin ekseninde kurgulayan roman, tarihi ve romantik öyküleri bir arada sevenlerin favorisi olacak. Amin Maalouf’un diğer eserlerine göre daha az bilinen eserlerinden biri olan Doğunun Limanları’nı okuduğunuzda etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız.

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Son bir kaç yıldır Türkiye’de ‘çok satanlar’ listesinde sıklıkla gördüğümüz Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali tarafından 1940’lı yıllarda kaleme alınan hüzünlü bir aşk öyküsü.

1940-43 yılları arasında tefrika olarak kurgulanan ve yayınlanan hikaye iki katmandan oluşuyor. İlk hikayede Rasim adlı karakterin iş bulması ve Raif Efendi ile tanışması anlatılırken, okuyucu kimse ile konuşmayan sessiz sakin Raif Efendi’yi Rasim’in gözünden tanımaya başlıyor. Onun neden bu kadar yalnız ve topluma yabancı olduğunu ise ikinci hikayede saklı. Bizzat kendisinin kaleme aldığı siyah kaplı defter okuyucuyu Raif Efendi’nin gençlik yıllarına götürüyor. Kaleme aldığı anılar yoluyla okuyucu, Raif efendinin Almanya’da bir resim sergisinde tanıştığı Maria Puder ile birbirlerine duydukları aşkın önce en büyülü sonrasında ise en trajik haline tanıklık etmiş oluyor.

Kürk Mantolu Madonna’nın yakın zamana kadar tiyatroda sahnelendiğini ve en kısa sürede sinemaya uyarlanmasının planlandığını da not düşmüş olalım.

Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk

en romantik

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum” cümlesiyle açılan roman Orhan Pamuk’a Nobel Edebiyat ödülünü kazandırmanın yanı sıra Türk Edebiyatının da gelmiş geçmiş en romantik romanlarından biri olarak hafızalara kazındı. 2008 yılında yayınlandıktan hemen sonra en çok satılan romanlardan biri olan Masumiyet Müzesi, günlük hayat, arkadaşlık, aşk, cinsellik, televizyon haberleri ve gazeteler, kenar mahalle ve zengin muhit ekseninde adeta Türkiye’nin çok renkli ve çok sesli halini resmediyor.

1975 yılında başlayan hikâyede, tekstil zengini Basmacı ailesinin okumuş 30 yaşındaki oğulları Kemal ile uzak akrabaları, yoksul Keskin ailesinin 18 yaşındaki güzel kızı, tezgahtarlık yapan Füsun arasındaki aşk anlatılıyor. Kemal ile Füsun’un aşkının fonunda ise sürekli değişen Türkiye panoraması var. Kitabın yoğun ilgi görmesi üzerine, 2012 yılında romandan esinlenerek romanla aynı adı taşıyan müze hayata geçirildi. Müze, İstanbul’da kurulan ilk şehir müzesi.