Gelecek 100 Yılda Teknoloji Ne Kadar Gelişecek?

Bazı tahminlerin aksine 2000 yılına girilmesi, beklenildiği gibi küresel bir felaketle sonuçlanmadı. Bilgisayarların milenyumla başa çıkıp çıkamayacağı tartışılırken 50.000 yıllık insanlık tarihi, başka bir bin yıla daha adım atmış oldu. Son yüzyıla sığdırılan bilimsel ve teknolojik gelişmelerin insanlığın tüm geçmişinden daha fazla olduğu düşünüldüğünde önümüzdeki yüzyılda inanılmaz gelişmelerle karşılaşabiliriz.

Alınan bütün kararların, devletler arasındaki ilişkilerin, tükenmekte olan Dünya kaynaklarının geleceğin şekillenmesinde önemli etkileri olacağı düşünülüyor. Bilim insanlarının öngördüğü bu potansiyel gelişmelere birlikte bakmaya ne dersiniz?

Kuantum Bilgisayarlarının Altın Çağı

Klasik bilgisayar sistemlerinde 1’ler ve 0’lar belirleyici rol oynuyor. Herhangi bir işlem, bu iki rakamın sıralanışı ve kümelenmesine bağlı olarak gerçekleştiriliyor. İki ihtimali bulunan standart bilgisayarlar yerine bu iki rakamın da içerisinde yer aldığı bütün olasılıklar, kuantum bilgisayarlarda karşımıza çıkıyor. Q-bit denilen bu olasılıklar bütünü, mevcut bilgisayar yeteneklerinin çok daha ötesine ulaşıyor. Atom ve atom altı parçacıkların kullanıldığı hesaplama işlemlerinde şu andaki kapasitelerinin milyonlarca katına çıkabileceği düşünülen bilgisayarlar, depolama alanları açısından da çığır açacağa benziyor. Günümüzde parmak ucu boyutundaki kartlara yüzlerce Gigabyte sığdırılabildiği düşünüldüğünde kuantum teknolojisiyle bu boyutların katbekat alışması, işten bile değil.

Daha kısa zamanda daha çok işlem yapılabilmesi, her saniye milyonlarca veri üretildiği göz önüne alındığında araştırmalar adına umut veriyor.

Fizik, mekanik, matematik gibi alanlarda fazla değişkenli problemlerin bu bilgisayarlar yardımıyla kolayca çözüme ulaştırılabileceği ifade ediliyor. Günümüz teknolojisinin en performanslı bilgisayarlarını sipariş vermek için Hepsiburada‘yı ziyaret edebilirsiniz.

Geliştirilmiş Beyin Fonksiyonları

Yapılan bazı araştırmalarda BCIs şeklinde adlandırılan beyin-bilgisayar arayüzlerinde ciddi ilerlemelere imza atıldığına şahit oluyoruz.

Felç geçirmiş bazı hastaların beyinlerine takılan elektrot demetleri sayesinde bu kişilerin, bilgisayarları kontrol edebildiği gözlemleniyor.

Sinirler yoluyla iletilen bu sinyalleri dijital olarak çözümleyerek eyleme döken bu teknoloji, şu an bile heyecan verici özellikler sergiliyorken önümüzdeki yüz yıl içerisinde uzuvlarını kaybetmiş kişiler; çeşitli nörolojik problemler yaşayan hastalar, hayatlarını çok daha kolay bir şekilde yaşayabilecekler.

İnsanların; bir hastalığa maruz kalmaksızın belirli alanlardaki yeteneklerini artırmaya yönelik de bu tür işlemlerden yararlanabileceği öne sürülüyor. Pilotların görüş yeteneği, sporcuların kas gücü, öğretmenlerin hafızaları, doktorların küçük motor hareketlerinin geliştirilmesi gibi birçok alanda biyonik geliştirmelerin mümkün olacağının altı çiziliyor.

Sürücüsüz Otomobillerle Dolu Geleceğin Şehirleri

Kaynak: geneseeins

Google gibi firmaların sürücüsüz otomobilleri, binlerce kilometrelik yol katetmişken, gelecekte daha akıllı ve çevre dostu araçların bizleri karşılayacağını varsayabiliriz. Elektrikli araçların sayısının gün geçtikçe arttığı; bazı firmaların ise petrol bazlı yakıt kullanan otomobilleri önümüzdeki 15 ile 20 yıllık süreçte tamamen piyasadan kaldırmayı planladığı göz önüne alındığında, geleceğin otomobillerinin çok daha çevreci olacağı söylenebilir.

Dünya nüfusu artmaya devam ettiği gibi şehirlerin nüfusu da artıyor. Bu nedenle barınma konusunda ciddi problemlerle yüzleşebilecek insanoğlunun yardımına yüzen şehirler yetişecek gibi duruyor. Güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan akıllı şehirler, yerin üstünde olduğu gibi yerin altında da yerleşime imkân tanıyor. Karbon salınımını azaltmak konusunda önemli adımların atılacağı bu şehirlerde bitkilerin hem yatay hem de dikey konumlandırılmaları sayesinde karbondioksit probleminin de üstesinden gelinmesi planlanıyor.

Yaşamın Her Alanında Yapay Zekâ

Yaşadığımız yerlerin, kullandığımız otomobillerin, elektronik aletlerin değişimi gerçekleşirken, yapay zekânın gelişmemesi, elbette düşünülemez. Büyük şirketlerin ciddi Ar-Ge yatırımları yaptığı yapay zekâ alanı, geleceğin şekillenmesinde önemli roller üstlenecek. Fabrikalarda, özellikle de üretim hatlarında tamamen otomasyonu sağlanmış robotlar, bizleri bekliyor. Belli mesleklerde insana olan ihtiyacın tamamen ortadan kalkması beklenirken ortaya çıkacak işsizlik problemine karşı devletlerin yeni stratejiler uygulayacağı hesaplanıyor. Bu stratejiler arasında herhangi bir işle meşgul olmayan kişilere yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gıda, barınma ve para yardımı yapılması bulunuyor.

İnsanı tamamen denklemden çıkaramayacağımız meslekler de bulunuyor. Tıpta yapay zekâ ve robotik bilimden yararlanılsa da bu alandaki süreçleri doktorların takip edeceği düşünülüyor. Yine de günümüze oranla ihtiyaç duyulan doktor sayısının oldukça azalacağının da altı çiziliyor.

Akla Gelen Her Şeyin Üretimi İçin 3D Yazıcılar

Günümüzde piyasada bulunan üç boyutlu yazıcılar, gelecekte gıda üretimi dâhil birçok alanda daha yaygın olarak kullanılacak. Kullanıcılar, kendi yedek parçalarını üretip, cihazlarını onarabilecek. Çeşitli hastalıklardan ötürü organ kaybı yaşayan kişilere yapay organlar üretebilecek ve bu yazıcılar, istenildiğinde öğle yemeğini bile hazırlayabilecek. Bazı ayakkabı firmaları, tamamen üç boyutlu yazıcılarla üretilmiş modellerini şimdiden raflara koymaya başladı bile.

Bireysel üretimin yanında sanayi üretiminde de üç boyutlu yazıcılara ayrılan payın artacağı düşünülüyor. Standart üretim kalıplarının dışına çıkıp, istenildiğinde farklı ürünleri hemen üretime sokabilecek bir sistem, önümüzdeki yıllarda ihtiyaca uygun üretimin ve belki de stok fazlası ürünlerin sonunu getirecek. Bu sayede sınırlı kaynakların daha doğru kullanımı da mümkün olacak.

Hastalıklarla Mücadelede Daha Akıllı İlaçlar

Genetik araştırmaların insan biyolojisi hakkında elde edeceği bilgiler sayesinde bazı hastalıklar, doğum öncesinde önlenebilecek. Hasta olan kişilere sıradan ilaçlar vermek yerine o kişinin hastalık geçmişi, genetik özellikleri, yaşam koşulları göz önünde bulundurularak tedavi, kişiye özgü hâle gelecek. Kanser gibi günümüzün önemli hastalıklarıyla baş ederken sağlıklı hücrelerin de zarar görmesine neden olan tedavi yöntemleri, ortadan kaldırılacak.

Bütün vücudu tarayarak sadece kanserli hücrelere müdahale eden ilaçlar ve nanobotlar kullanılacak.

Organ nakillerinde uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için kişinin kendi kök hücrelerinden üretilecek organlardan yararlanılacak.

İnsanların hasta olduktan sonra bu hastalıklarla mücadele etmesi zor olduğundan önleyici sağlık hizmetlerinin daha fazla geliştirilmesi bekleniyor. Bu sayede geliştirilen aşılarla insanların, çoğu hastalığa karşı şimdiden bağışıklık kazanması sağlanıyor. İlaç gibi pahalı çözümler yerine bu tür önleyici alternatifler getirilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Yapılan araştırmalara göre insanoğlunun ihtiyaçlarına bağlı olarak gelişen teknolojinin, beklenilenden çok daha hızlı bir biçimde önümüzdeki yüz yıla şekil vereceğini söyleyebiliriz.