Ege’nin saklı köyleri, saklı yaşantıları

Ege’de hem bir sahil kasabası, hem bir dağ köyü, hem bir yayla yerleşimi, hem göl kenarı beldesi bulmanız mümkün. Yolda uğramanız, geniş tatillerinizin dışında da mutlaka uğramanız gereken köylere gelin birlikte bir göz atalım.

Hepimizin ilkokulda “Ege’de dağlar denize paralel değil, dik uzanır” coğrafi bilgisi aslında bölgenin yerleşim birimlerinin çeşitliliğini de ortaya çıkaran genel özelliği…

Artık her biri bir tatil cenneti haline gelen sahil beldelerinden içeriye, nehirlerin oluşturduğu ovalara, dağların arasındaki vadilere girdiğinizde hayat tarzlarının değişimine, her renkten insanın varlığına ve keşfedeceğiniz yeniliklere şaşıracaksınız. Ege’de hem bir sahil kasabası, hem bir dağ köyü, hem bir yayla yerleşimi, hem göl kenarı beldesi bulmanız mümkün…

Aslında “saklı köy” terimi ne kadar doğru bilinmez… Artık en büyük turistik şirketlerin bile “Ege’nin Saklı Köyleri” turları bulunuyor… Bayramlarda ve hafta sonlarında otobüsler dolusu insanla karşılaşmayacağınız, meydanında hediyelik eşya dükkanlarıyla karşılaşmayacağınız ilginç bir köy kaldığını zannetmiyoruz. Sizlere ilk önerimiz, Ege’yi tatil sezonlarının dışında gezmeniz, yöre halkının turistlere odaklandığı dönemler dışında dünyanın en güzel yerleşim yerlerinden bir rota belirleyerek dolaşmanız.

Yeni yapılan duble yolların, otoyolların sizleri bir yarış içine soktuğunun farkındayız… İstanbul’dan Alaçatı’ya, Bodrum’dan İstanbul’a “Rekor saatte geldim” diye övünmeniz, yol üzerindeki birçok güzelliği kaçırdığınız, Ege’nin kültürünü ıskalayıp, sadece asfalt üzerinde hız yaptığınız anlamına geliyor. İkinci önerimiz ise tatillerinize gidişlerde ve dönüşlerde Ege Rotaları belirlemeniz olacak.

Turgut Köyü/Marmaris

Antik kent, etkileyici bir şelale, yemyeşil bir doğa ve denize yakınlık Ege’de bile kolay kolay bir araya gelmeyecek özellikler. Marmaris’e 35 kilometre uzaklıktaki Turgut Köyü, turizmden henüz nasibini çok almamış ve halkın hala tarım, hayvancılık ve halıcılıkla uğraştığı bir bölge… Bu yüzden daha doğal kalmış bir köy olarak gösterilebilir. Köye girince, Bybassos Krallığı, Hydas Kalesi, Hygassos gibi antik yerleşimlerin ismini duymaya başlayacaksınız. Özellikle kaleye çıkmanızı öneriyoruz. Bölgedeki atölyelerde halı dokumacılığını gözlemleyebilir, doğal boyaların nasıl üretildiğini izleyebilirsiniz.

 

Kapıkırı Köyü/Milas/Bafa Gölü

Ege’de hemen herkes denize odaklı ama Milas ve Bafa Gölü çevresindeki yerleşimler tarihten bu yana gezginlerin “cennet” olarak nitelediği alanlar. Bergama Krallığı ve Roma İmparatorluğu’nun önemli merkezlerinden Heraklia’nın bağrında şu anda Kapıkırı Köyü yer alıyor. Eski kent ile sakinliği ve doğallığıyla sizi hemen sarıp sarmalayacak yeni köy iç içe… Köyün okulunun bahçesinin kentin agorası olduğunu öğrenince şaşkınlığınız da artacak. Hala büyük bölümü ayakta ziyaretinizi bekleyen Athena Tapınağı da gezinizi unutulmaz kılacak etkenlerden biri olacak. Herakleia, Antik Çağ’da tüm bölgeye mermer satan, 65 kuleye sahip, 6,5 kilometre surlarla çevrilen bir kent. Bölgedeki eski ismiyle Mersenet, yeni ismiyle Pınarcık Köyü’nü de ziyaret etmeyi unutmayın.

Doğanbey Köyü/Söke

Ege’de en iyi korunmuş, otantik haliyle günümüze ulaşmış ve canlılığını sürdüren Rum köylerinin başında Doğanbey gelir. Büyük Menderes deltasını yukarıdan gören, doğallığını, sakinliğini, köy yaşamını hala inatla koruyan, başkalaşımını turistikten daha çok ekolojik yöne geliştiren, her şeyin ölçülü olduğu bir köy karşılayacak sizi… Köy meydanına uğrar, iki torba kekik, üç-dört parça hediyelik eşya alırım diyorsanız Doğanbey size göre değil. Köyün ismi Rumca Domatia’dan (Odalar) geliyor ve küçük odalardan oluşmuş kutu gibi evler hala ayakta… Mübadeleden sonra terk edilmiş, son dönemde restorasyonlarla bugünkü haline gelmiş Doğanbey’de dolaşmak, Ege’nin tarihine zamanda yolculuk yapmak gibi…

İnecik Köyü/Karaburun

Karaburun’a 15, İzmir’e 90 km uzaklıktaki köy, tarihi nispeten daha yeni bir yerleşim yeri… Tarihi 1500’lere ulaşan köy bölgenin eski ticaret merkezi ve limanlarından birine yakın… Doğal dokusunu en iyi koruyan köylerden biri olarak öne çıkan köyün en etkileyici yönü ise etkileyici mutfağı… Halkın verdiği özel önem sayesinde Ege otlarıyla yapılmış onlarca yemeğe, bölgedeki eski Türkmen yerleşimlerine has et yemeklerine, Rum mutfağına, özel peynirlere bu köyde ulaşabilirsiniz. Ege’de bir gurme turu yapacaksanız, İnecik’e uğramadan eksik kalacaktır.

Bademli/Dikili

İzmir ile Ayvalık arasında denizin her rengini ayrı ayrı görebileceğiniz koyların ortasında, aslında yerleşim alanlarını değil, denizini tavsiye edebileceğimiz bir bölge… Mübadeleden önce Angelos Köyü olarak anılan yerleşim bölgesi, mutfağıyla veya antik kentlerle değil, eşsiz deniziyle dikkatinizi çekecek. Bodrum, Alaçatı’da denizine zor girilen plajlar yerine Bademli’yi tercih etmeniz, hem kendi, hem de cebinizin sağlığı için önemli…

Adatepe/Ayvacık

Aslında aralarında çok değerli yazarlar ve sanatçılar bulunan bir grup tarafından yıllar önce keşfedilmiş eski bir Rum köyü olan Adatepe, sakinliğini hala bir ölçüde koruyor. İçinde her yaz atölyeler, kurslar açılan bir sanat merkezi de bulunan köy, Zeus Altarı’na yürüyüp, tüm Edremit Körfezi’ni tek bir noktadan görmek için de ideal bir yerleşim. Kazdağları’nın eşsiz doğası içinde kaybolmak, yerel tatları keşfetmek istiyorsanız mutlaka bir gününüzü Adatepe’ye ayırın.

Ege’nin saklı köyleriyle ilgili daha fazlası için Hepsiburada YouTube kanalına bekleriz.