Yirminci yüzyılın büyük düşünürleri arasında yer alan Jean Paul Sartre, 21 Haziran 1905 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te dünyaya gelmiştir. Babasını çok küçük yaşlarda kaybettiği için Sarbone'da Almanca profesörü olan dedesi tarafından yetiştirilmiştir. Başarılı bir öğrencilik hayatı geçirmiş ve hayatının her döneminde felsefe ile iç içe olmuştur. 1929 yılında öğretmen olarak mezun olduktan sonra Fransa'nın çeşitli bölgelerinde öğretmenlik görevini sürdürmüştür. En ünlü eseri olan Bulantı'yı yazması da öğretmenlik yaptığı bu döneme denk gelmektedir. 

Sartre, adını duyurmaya başladığı andan itibaren her konuda keskin ve sağlam bir duruş sergilemiştir. Siyasi düşünceleri de dahil olmak üzere hayata bakış açısını her zaman açıkça dile getirmiş, eserleri ve diğer çalışmalarının tamamında belirlediği bu yoldan ayrılmamıştır. Felsefi çalışmalara oldukça ilgi duymuştur ve bununla birlikte edebiyat dünyasına da yeri doldurulamayacak kıymette eserler bırakmıştır. Bu edebi eserler arasında romanlar, oyunlar ve hikâyeler yer almaktadır. 

Jean Paul Sartre eserleri; oldukça özgün ve dönemine göre çok farklı ve geniş bir vizyona sahiptir. Felsefede varoluşçuluk olarak adlandırılan akımın en önde gelen savunucularından olan yazar, kitaplarında bireye odaklanmış ve özgürlüğün önemini sıklıkla vurgulamıştır. Toplumdan ziyade ve bireyin çıkarlarını daha ön planda tutan bu bakış açısının hem savaş yıllarında edindiği deneyimlerden hem de savaş sonrasında yakınlık duyduğu komünizmden temellendiğini söylemek mümkündür. Her alanda olduğu gibi Jean Paul Sartre, siyasi düşüncesi bakımından da son derece keskin bir duruş sergilemiş ve baskılara hiçbir şekilde itibar etmemiştir. 

İkinci Dünya Savaşı ile sarsılan Avrupa'da Alman güçlerine karşı direnişlerin bir parçası olmaktan çekinmemiş, hatta bu dönemde esir de düşmüştür. 1943 yılında yazdığı Sinekler adlı oyun, yine bu dönemde yazılmış olup sahnelenmiştir. Savaşın sancılarını kendi gözleri ile görmüş ve bu yıkım karşısında toplumsal ve bireysel direnişin öneminin tekrar tekrar farkına varmıştır. Savaş sonrasında durulan dünya, Sartre'ı marksist ve komünist düşünceye daha da yaklaştırmıştır. 1950'li yıllarında sonlarına doğru önce Sovyetler Birliği'ni daha sonra Küba, bazı Afrika ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri'ni gezerek incelemelerde bulunmuştur. 

Jean Paul Sartre, kitapları, düşünceleri ve siyasi duruşu ile yalnızca Fransa'da değil dünya genelinde adını duyurmayı başaran bir düşünürdür. Özgürlükçü ve varoluşçu düşünceleri farklı ülkelerde yankı bulmuş ve yaygınlaşmıştır. Öyle ki Sartre 1964 yılında Nobel Edebiyat ödülünü almaya hak kazanmış ancak siyasi tutumu ve dünya görüşüne ters düşeceği düşüncesi ile ödülü almayı reddetmiştir.

Yazarın 1938 yılında ilk baskısını yapmış olan başyapıtı, Bulantı; ilk ve en etkileyici romanıdır. Romanda Sartre'ın kendine has tarzı ile bireyci bir portre oluşturulmuştur. Varoluşçu felsefenin temellerinin incelik ve ustalık ile işlendiği bu kitap, yazıldığı tarihten itibaren kütüphanelerin en değerli raflarında yerini almıştır. Yazar kitapta fenomenoloji yöntemini benimsemiş ve geniş bir felsefi çerçeve yaratmayı başarmıştır. Özgürlük, birey, bireycilik, toplum ve bütün bunların arasında kurulan bağlar üzerine çarpıcı bir inceleme olan bu eser özellikle 60'lı yıllar gençliğini derinden etkilemiş ve sol görüşten insanları peşinden sürüklemiştir. 

Jean Paul Sartre'ın özgün dili ve tarzı ile yazılmış olan diğer eserleri ise Varlık ve Hiçlik, Özgürlüğün Yolları, Kirli Eller, Sözcükler, Duvar ve Gizli Oturum'dur. Ardında bıraktığı birbirinden değerli eserler ile ölümsüzleşen ünlü düşünür 1971 yılından sonra yazı çalışmalarını bitirmiş, daha sonra da yüksek oranda görme kaybı yaşamıştır. 5 Nisan 1980 tarihinde doğduğu yer olan Paris'te,  akciğerinde ortaya çıkan bir tümör nedeni ile hayata gözlerini yummuştur.  

ARA
Giriş Yap
0Sepetim

Jean Paul Sartre

Bu Kategori Yayında Değil.
Aşağıdaki ürünler ilginizi çekebilir.
Başa dön